"Bu acip asırda ehl-i iman, Risale-i Nur’a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri Asa-yı Mûsa’ya şiddetle muhtaç oldukları gibi; hafızlar ve hocalar dahi Zülfikar’a şiddetle muhtaçtırlar."
"Risale-i Nur, İslâmiyetin gayet keskin ve elmas bir kılıcıdır."
"Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir."
"Risale-i Nur’un mesleği, nezihâne ve nazikâne ve kavl-i leyyindir."
"Risale-i Nur’un mesleği odur ki, zihinlerde bir iz bırakmamak için, sair ulemaya muhalif olarak, muarızların şüphelerini zikretmeden öyle bir cevap verir ki, daha vehim ve vesveseye yer kalmaz."
"Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir."
"Risaletü’n-Nur sair telifat gibi ulûm ve fünundan ve başka kitaplardan alınmamış. Kur’ân’dan başka me’hazı yok, Kur’ân’dan başka üstadı yok, Kur’ân’dan başka mercii yoktur."
"O büyük davayı yüzde doksanına kazandıran ve yirmi senede yirmi bin adama o davanın kazancının vesikası ve senedi ve beratı olan iman-ı tahkikîyi eline veren ve Kur’ân-ı Hakîmin mu’cize-i maneviyesinden neş’et edip çıkan ve bu zamanın birinci bir dava vekili bulunan Risale-i Nur’dur."
"Risaletü’n-Nur bu asırda, bu tarihte bir urvetü’l-vüskadır. Yani çok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir hablullahtır."
"Risalelerin heyet-i mecmuasına “Risale-i Nur” ismini verdim. Hakikaten Kur’ân’ın nuruna istinat edildiği için, bu isim vicdanımdan doğmuş."
"Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılıç arayanlar, Ayetü’l-Kübra’ya müracaat etsinler."
"Risale-i Nur, nuru yerleştirerek zulmeti izale ediyor, yok ediyor. iyiyi öğreterek, fenayı fark ve tefrik ettiriyor ve vazgeçiriyor. hakikati ders vermekle batıldan kurtarıyor ve batıldan mahfuz kılıyor."
"Risale-i Nur, bizatihî hüccet ve bürhandır. Onu ve onun müellifini çürütmeye çalışanlar, çürümeye mahkûm olmuşlardır. Numunesi, tarih muvacehesinde meydandadır. ve hem de çürüyeceklerdir. Risale-i Nur’daki yüksek hakikat, Risale-i Nur’u ebede kadar payidar kılacaktır..."
"Bugün milyonlarca insanı coşturup, selâmete götüren bu Nur deryası daima kükreyecek, küfrü boğacak, zulmeti yırtacak, insanlığa hâmî ve halâskâr olacaktır."
"Risale-i Nur’un bütün eczaları, o Kur’ân-ı Mu’cizü’l-beyanın cadde-i nuranîsinde birer elektrik lâmbası hizmetini görüyorlar."
"Kur’ân’dan gelen o Sözler ve o nurlar, yalnız aklî mesail-i ilmiye değil, belki kalbî, ruhî, hâlî mesail-i imaniyedir. Ve pek yüksek ve kıymettar maarif-i İlâhiye hükmündedirler."
"Sözler ve Kur’ân’dan gelen nurlar, aklıma ders verdiği gibi, kalbime de iman hâli telkin ediyor, ruhuma iman zevki veriyor, ve hakeza..."
"Ulûm-u imaniye, hususan doğrudan doğruya ihtiyaca binaen ve yaralarına devaen Kur’ân-ı Hakîmin esrarından manevî ilâçlar alınsa ve tecrübe edilse, elbette o ulûm-u imaniye ve o edviye-i ruhaniye, ihtiyacını hissedenlere ve ciddî ihlâs ile istimal edenlere yeter, kâfi gelir."
"Sözlerdeki hakaik ve kemalât benim değil, Kur’ân’ındır ve Kur’ân’dan tereşşuh etmiştir."
"Sair kitapların mütalâasından bir men, bir mücanebet ruhuma verilmişti. Böyle gurbette medar-ı teselli ve ünsiyet olan mütalâayı bana terk ettiren, anladım ki, doğrudan doğruya ayat-ı Kur’âniyenin üstad-ı mutlak olmaları içindir."
"Risaleler, ekseriyet-i mutlakası, hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, ruhumdan tevellüt eden bir hacete binaen, anî ve def’î olarak ihsan edilmiş."
"Risaleler, fevkalâde bir sür’atle, hem idrakimi ve fikrimi müşevveş eden sıkıntılı inkıbaz vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inayet ve bir ikram-ı Rabbanîdir."
"Sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsil cihetü’l-vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı."
"Neşrolunan Sözler, hakaik-ı Kur’âniyenin birer anahtarı ve o hakaikı inkâr etmeye çalışanların başlarına inen birer elmas kılıçtır."
"Bir defa okumak kâfi değil. Hepsi yanında bulunup daima okumalıdır."
"Risaleleri okudukça, şeytan-ı lâin ve nefsin hilelerini ve evhamlarını Cehennemin dibine atıyordu."
"Risaleleri ciddî okumak ve yazmak, yirmi sene medresede okumaktan faiktir ve daha menfaatlidir."
"Herbir risale, tek başıyla bir mürşid-i ekmeldir."
"Kalbi bozulmamış herhangi genç, bir risaleyi alıp dikkatle ve teslimiyetle okusa, daire-i inkıyada geliyor, ıslah oluyor."
"Herhangi bir maddiyun bir risaleyi alıp okursa, iman etmezse de hiçbir bahane bulamıyor."
"Herhangi bir dinsiz okusa ve tamam manasıyla anlasa, imana geliyor."
"Herhangi bir feylesof okusa, “Bundan daha yüksek akıl olamaz ve akıllar toplansa bunun fevkine çıkamaz, akıl buna yol bulamaz” diyor."
"Risaletü’n-Nur ve Mektubatü’n-Nur, yüz on dokuz adediyle, herbirisi birer mürşid-i ekmeldir ve aktaptır."
"Risaleler ve Mektubatü’n-Nur velâyet-i kübra yollarını gösterir. Demir gibi kuvvetli, elmas mıhlar gibi hakikatin bürhanlarını satışa çıkaran ve her Risale bir kudsî dükkân hükmüne gelen bir meşher-i nuranîdir. O sergide imanî nurlar teşhir ediliyor."
"Yazılanlar dalâlet bulutlarını dağıtmaya kâfîdirler. Her derdin devası içinde var demeyeceğim; fakat mühlik dertlerin ağleb devası, yazılanlarda vardır."
"Risale-i Nur, bu Anadolu memleketine, belâların def’ine ehemmiyetli bir vesiledir."
"Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım."
"Risale-i Nur kökleşiyor. İnşaallah, daha hiçbir şey onu koparamayacak; ensâl-i âtiyede devam edecek, gidecek."
"Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letâif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır."
"Risale-i Nur’u senâdan maksadım, Kur’ân’ın hakikatlerini ve imanın rükünlerini teyid ve isbat ve neşirdir."
"İlm-i Mantıkta; burhan-ı yakînî, hüsn-ü zanna ve makbul şahıslara bakmıyor, cerh edilmez delile bakar ki, bütün Risale-i Nur hüccetleri, bu burhan-ı yakinî kısmındandır."
"Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış."
"Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur’âniyedir."
"Risale-i Nur mü’minlere; Kur’ân’dan hedâyâ-yı hidâyet, kevneyn-i saadet, mazhar-ı şefaat ve feyz-i Rahmândır."
"Risale-i Nur, kâinata baharın feyzini veren bir âb-ı hayat ve ayn-ı rahmet ve mahz-ı hakikat ve bir gülzar-ı gülistandır."
"Risale-i Nur lütf-ü Yezdan, kemal-i iman, tefsir-i Kur’ân ve bereket-i ihsandır."
"Risale-i Nur, kâfire hazân, münkire tufan; dalâlete düşmandır."
"Risale-i Nur hakâik-i Kur’ân ve mirâc-ı imandır."
"Risale-i Nur Kur’ân ve hadisten sonra sertac-ı evliya, sultanü’l-eser ve zübdetü’l-meâni ve atâyâ-yı ilâhî ve hedâyâ-yı sübhânî ve feyyâz-ı rahmânîdir."
"Risale-i Nur bir bahr-i hakâik ve bir sırr-ı dekâik ve kenzü’l-maarif ve bahrü’l-mekârimdir."
"Risale-i Nur Kur’ân semalarından bir sema-yı mâneviyenin güneşleri, ayları ve yıldızlarıdır."
"Risale-i Nur Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan, ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur."
"Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur’u tab ederek resmî neşretmeleri lâzımdır."
"Risale-i Nur’un siyasetle alâkası yoktur. Fakat, küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı, esasıyla bozar, reddeder. Emniyeti ve âsâyişi ve hürriyeti ve adaleti temin eder."
"Risale-i Nur bir vesile-i def-i belâdır; tâtile uğradıkça, belâ fırsat bulup gelir."
"Nurla iştigalin, ölümden başka her belâya, hastalıklara bir ilâç olduğu gibi, dehşetli ölümü de, cennetin kapısı gösterip, ehl-i imanı heyecanla şevke getiriyor."
"Nurun fevkalâde perde altındaki fütuhatına kanaat ediniz. Şimdiye kadar hiçbir eserin böyle ağır şerait altında bu derece tesirli intişarını tarih göstermiyor."
"Çok enaniyetliler, eserlerini terviç etmek için, Nurların meydana çıkmalarına kıskanmak damarıyla taraftar olmuyorlar. Merak etmeyiniz, Nur galebe edecek."
"Risale-i Nur gizlenmiyor ve başka kitaplara benzemiyor ve temellük edilmiyor. Nerede bulunursa bulunsun, ben Nur’dan gelmişim der."
"Risale-i Nur benim değil, Kur’ân’ın malıdır; Kur’ân’ın feyzinden gelmiştir. Hiçbir kuvvet onu Anadolu’nun sinesinden koparıp atamayacaktır."
"Risaletü’n-Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin kendi makamında riyaseti var. ve bu zamanı tenvir eden bir mu’cize-i maneviye-i Kur’âniyedir."
"Ahmed-i Farukî Risale-i Nur hakkında demiş ki: 'Mütekellimînden biri gelecek, bütün hakaik-ı imaniyeyi kemal-i vuzuh ile beyan ve ispat edecek.' Zaman ispat etti ki, o adam, adam değil, belki Risale-i Nur’dur."
"Risaletü’n-Nur ise, Kur’ân’ın bir manevî mu’cizesi olarak imanın esasatını kurtarıyor Ve mevcut imandan istifade cihetine değil, belki çok deliller ve parlak bürhanlarla imanın ispatına ve tahkikine ve muhafazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ettiğinden, herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzumu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar."
"Risaletü’n-Nur, en evvel tercümanının nefsini iknaa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmaresini tam ikna eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve halistir."
"Risaletü’n-Nur gittikçe parlak, harikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine, inşaallah her görenin kalbinde yerleşir, muannitleri susturur."
"Risale-i Nur’un mu’cizâne mukavemeti ve satveti ve kıymeti tezayüt ediyor. Dalâletin temel taşı ve nokta-i istinadı olan tabiat tağutunu dağıtıp, Kur’ân elinde bir elmas kılıç olarak her tarafta nurları saçar, zulümatı dağıtır."
"Risale-i Nur yüzünde irade-i amme, inayet-i hassa, iltifatını tevafuk zarfıyla ihsan edilmiş. Elbette tevafuka dair tafsilât, tasvirat, fiilî teşekküratın bir nev’idir ve sevincin ve minnettarlığın heyecanlı tereşşuhatıdır."
"Risaletü’n-Nur hakaik-ı İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor."
"İmanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risaletü’n-Nur’dadır."
"Risale-i Nur’un fütuhatı ziyadeleşiyor. Ehl-i iman yaralarını hissedip ilâçlarını ondan buluyorlar."
"Zaaf-ı imandan gelen tuğyan, ekserî musibet-i ammeyi celp ettiği gibi, imanı fevkalâde kuvvetlendiren Risale-i Nur, o musibet-i ammeyi dairesinin haricine bırakmaya rahmet-i İlâhiye tarafından vesile oldu."
"Risale-i Nur kendi kendine tevessü ediyor. Her tarafta fütuhatı var. Ehl-i dalâletin hileleri onu durdurmuyor; bilakis çok dinsizler teslim-i silâh ediyorlar."
"Risale-i Nur’un en bariz hasiyeti, usandırmamak. Yüz defa okunsa, yüz birinci defa yine zevkle okunabilir."
"Bu tarz-ı ifade ve ispat ve beyan hiçbir kitapta bulmamışız. Bu şerait içinde böyle eserler hiç kimseye müyesser olmamış."
"Mühim askerî paşaları, “Risale-i Nur iman kurtarıcıdır” diye takdirkârâne tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar."
"Bu vatan, bu millet ve bu vatandaki ehl-i hükûmet, ne şekilde olursa olsun, Risale-i Nur’a eşedd-i ihtiyaçla muhtaçtırlar."
"Risale-i Nur’a ilişenler kat’iyen bilsinler ki, onların ilişmesi, anarşîlik hesabına, vatan ve millete ve asayişe düşmanlıktır."
"Risale-i Nur mağlûp olmayacak. Bu kuvvetli tesanüt onu daima yaşattırıp parlattıracak."
"Risale-i Nur’un mesleği ise, vazifesini yapar, Cenab-ı Hakkın vazifesine karışmaz. Vazifesi tebliğdir; kabul ettirmek, Cenab-ı Hakkın vazifesidir."
"Risale-i Nur’un her tarafta galibâne fütuhatı var."
"Risale-i Nur dünya işlerine alet olamaz, dünya işlerine siper edilmez."