‹ Nur Rehberi Kütüphanesi

Vecizeler · Risale-i Nur Ve Ehemmiyeti

‹ Tüm vecize konuları

"Bu acip asırda ehl-i iman, Risale-i Nur’a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri Asa-yı Mûsa’ya şiddetle muhtaç oldukları gibi; hafızlar ve hocalar dahi Zülfikar’a şiddetle muhtaçtırlar."

Asâ-yı Mûsâ · s.11 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, İslâmiyetin gayet keskin ve elmas bir kılıcıdır."

Sözler · s.1229 Tam metni oku →

"Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir."

Lem'alar · s.401 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un mesleği, nezihâne ve nazikâne ve kavl-i leyyindir."

Lem'alar · s.417 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un mesleği odur ki, zihinlerde bir iz bırakmamak için, sair ulemaya muhalif olarak, muarızların şüphelerini zikretmeden öyle bir cevap verir ki, daha vehim ve vesveseye yer kalmaz."

İşârâtü'l-İ'câz · s.13 Tam metni oku →

"Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir."

Mesnevî-i Nuriye · s.285 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur sair telifat gibi ulûm ve fünundan ve başka kitaplardan alınmamış. Kur’ân’dan başka me’hazı yok, Kur’ân’dan başka üstadı yok, Kur’ân’dan başka mercii yoktur."

Şuâlar · s.1089 Tam metni oku →

"O büyük davayı yüzde doksanına kazandıran ve yirmi senede yirmi bin adama o davanın kazancının vesikası ve senedi ve beratı olan iman-ı tahkikîyi eline veren ve Kur’ân-ı Hakîmin mu’cize-i maneviyesinden neş’et edip çıkan ve bu zamanın birinci bir dava vekili bulunan Risale-i Nur’dur."

Şuâlar · s.316 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur bu asırda, bu tarihte bir urvetü’l-vüskadır. Yani çok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir hablullahtır."

Şuâlar · s.423 Tam metni oku →

"Risalelerin heyet-i mecmuasına “Risale-i Nur” ismini verdim. Hakikaten Kur’ân’ın nuruna istinat edildiği için, bu isim vicdanımdan doğmuş."

Şuâlar · s.771 Tam metni oku →

"Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılıç arayanlar, Ayetü’l-Kübra’ya müracaat etsinler."

Şuâlar · s.934 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, nuru yerleştirerek zulmeti izale ediyor, yok ediyor. iyiyi öğreterek, fenayı fark ve tefrik ettiriyor ve vazgeçiriyor. hakikati ders vermekle batıldan kurtarıyor ve batıldan mahfuz kılıyor."

Tarihçe-i Hayat · s.1057 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, bizatihî hüccet ve bürhandır. Onu ve onun müellifini çürütmeye çalışanlar, çürümeye mahkûm olmuşlardır. Numunesi, tarih muvacehesinde meydandadır. ve hem de çürüyeceklerdir. Risale-i Nur’daki yüksek hakikat, Risale-i Nur’u ebede kadar payidar kılacaktır..."

Tarihçe-i Hayat · s.1057 Tam metni oku →

"Bugün milyonlarca insanı coşturup, selâmete götüren bu Nur deryası daima kükreyecek, küfrü boğacak, zulmeti yırtacak, insanlığa hâmî ve halâskâr olacaktır."

Tarihçe-i Hayat · s.1079 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un bütün eczaları, o Kur’ân-ı Mu’cizü’l-beyanın cadde-i nuranîsinde birer elektrik lâmbası hizmetini görüyorlar."

Mektubat · s.550 Tam metni oku →

"Kur’ân’dan gelen o Sözler ve o nurlar, yalnız aklî mesail-i ilmiye değil, belki kalbî, ruhî, hâlî mesail-i imaniyedir. Ve pek yüksek ve kıymettar maarif-i İlâhiye hükmündedirler."

Mektubat · s.594 Tam metni oku →

"Sözler ve Kur’ân’dan gelen nurlar, aklıma ders verdiği gibi, kalbime de iman hâli telkin ediyor, ruhuma iman zevki veriyor, ve hakeza..."

Mektubat · s.595 Tam metni oku →

"Ulûm-u imaniye, hususan doğrudan doğruya ihtiyaca binaen ve yaralarına devaen Kur’ân-ı Hakîmin esrarından manevî ilâçlar alınsa ve tecrübe edilse, elbette o ulûm-u imaniye ve o edviye-i ruhaniye, ihtiyacını hissedenlere ve ciddî ihlâs ile istimal edenlere yeter, kâfi gelir."

Mektubat · s.598 Tam metni oku →

"Sözlerdeki hakaik ve kemalât benim değil, Kur’ân’ındır ve Kur’ân’dan tereşşuh etmiştir."

Mektubat · s.624 Tam metni oku →

"Sair kitapların mütalâasından bir men, bir mücanebet ruhuma verilmişti. Böyle gurbette medar-ı teselli ve ünsiyet olan mütalâayı bana terk ettiren, anladım ki, doğrudan doğruya ayat-ı Kur’âniyenin üstad-ı mutlak olmaları içindir."

Mektubat · s.636 Tam metni oku →

"Risaleler, ekseriyet-i mutlakası, hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, ruhumdan tevellüt eden bir hacete binaen, anî ve def’î olarak ihsan edilmiş."

Mektubat · s.636 Tam metni oku →

"Risaleler, fevkalâde bir sür’atle, hem idrakimi ve fikrimi müşevveş eden sıkıntılı inkıbaz vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inayet ve bir ikram-ı Rabbanîdir."

Mektubat · s.634 Tam metni oku →

"Sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsil cihetü’l-vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı."

Mektubat · s.639 Tam metni oku →

"Neşrolunan Sözler, hakaik-ı Kur’âniyenin birer anahtarı ve o hakaikı inkâr etmeye çalışanların başlarına inen birer elmas kılıçtır."

Mektubat · s.722 Tam metni oku →

"Bir defa okumak kâfi değil. Hepsi yanında bulunup daima okumalıdır."

Barla Lâhikası · s.92 Tam metni oku →

"Risaleleri okudukça, şeytan-ı lâin ve nefsin hilelerini ve evhamlarını Cehennemin dibine atıyordu."

Barla Lâhikası · s.231 Tam metni oku →

"Risaleleri ciddî okumak ve yazmak, yirmi sene medresede okumaktan faiktir ve daha menfaatlidir."

Barla Lâhikası · s.233 Tam metni oku →

"Herbir risale, tek başıyla bir mürşid-i ekmeldir."

Barla Lâhikası · s.233 Tam metni oku →

"Kalbi bozulmamış herhangi genç, bir risaleyi alıp dikkatle ve teslimiyetle okusa, daire-i inkıyada geliyor, ıslah oluyor."

Barla Lâhikası · s.233 Tam metni oku →

"Herhangi bir maddiyun bir risaleyi alıp okursa, iman etmezse de hiçbir bahane bulamıyor."

Barla Lâhikası · s.233 Tam metni oku →

"Herhangi bir dinsiz okusa ve tamam manasıyla anlasa, imana geliyor."

Barla Lâhikası · s.233 Tam metni oku →

"Herhangi bir feylesof okusa, “Bundan daha yüksek akıl olamaz ve akıllar toplansa bunun fevkine çıkamaz, akıl buna yol bulamaz” diyor."

Barla Lâhikası · s.233 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur ve Mektubatü’n-Nur, yüz on dokuz adediyle, herbirisi birer mürşid-i ekmeldir ve aktaptır."

Barla Lâhikası · s.234 Tam metni oku →

"Risaleler ve Mektubatü’n-Nur velâyet-i kübra yollarını gösterir. Demir gibi kuvvetli, elmas mıhlar gibi hakikatin bürhanlarını satışa çıkaran ve her Risale bir kudsî dükkân hükmüne gelen bir meşher-i nuranîdir. O sergide imanî nurlar teşhir ediliyor."

Barla Lâhikası · s.237 Tam metni oku →

"Yazılanlar dalâlet bulutlarını dağıtmaya kâfîdirler. Her derdin devası içinde var demeyeceğim; fakat mühlik dertlerin ağleb devası, yazılanlarda vardır."

Barla Lâhikası · s.398 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, bu Anadolu memleketine, belâların def’ine ehemmiyetli bir vesiledir."

Emirdağ Lâhikası · s.28 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım."

Emirdağ Lâhikası · s.43 Tam metni oku →

"Risale-i Nur kökleşiyor. İnşaallah, daha hiçbir şey onu koparamayacak; ensâl-i âtiyede devam edecek, gidecek."

Emirdağ Lâhikası · s.58 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letâif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır."

Emirdağ Lâhikası · s.58 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’u senâdan maksadım, Kur’ân’ın hakikatlerini ve imanın rükünlerini teyid ve isbat ve neşirdir."

Emirdağ Lâhikası · s.62 Tam metni oku →

"İlm-i Mantıkta; burhan-ı yakînî, hüsn-ü zanna ve makbul şahıslara bakmıyor, cerh edilmez delile bakar ki, bütün Risale-i Nur hüccetleri, bu burhan-ı yakinî kısmındandır."

Emirdağ Lâhikası · s.84 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış."

Emirdağ Lâhikası · s.84 Tam metni oku →

"Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur’âniyedir."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur mü’minlere; Kur’ân’dan hedâyâ-yı hidâyet, kevneyn-i saadet, mazhar-ı şefaat ve feyz-i Rahmândır."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, kâinata baharın feyzini veren bir âb-ı hayat ve ayn-ı rahmet ve mahz-ı hakikat ve bir gülzar-ı gülistandır."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur lütf-ü Yezdan, kemal-i iman, tefsir-i Kur’ân ve bereket-i ihsandır."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, kâfire hazân, münkire tufan; dalâlete düşmandır."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur hakâik-i Kur’ân ve mirâc-ı imandır."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur Kur’ân ve hadisten sonra sertac-ı evliya, sultanü’l-eser ve zübdetü’l-meâni ve atâyâ-yı ilâhî ve hedâyâ-yı sübhânî ve feyyâz-ı rahmânîdir."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur bir bahr-i hakâik ve bir sırr-ı dekâik ve kenzü’l-maarif ve bahrü’l-mekârimdir."

Emirdağ Lâhikası · s.90 Tam metni oku →

"Risale-i Nur Kur’ân semalarından bir sema-yı mâneviyenin güneşleri, ayları ve yıldızlarıdır."

Emirdağ Lâhikası · s.91 Tam metni oku →

"Risale-i Nur Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan, ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur."

Emirdağ Lâhikası · s.91 Tam metni oku →

"Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur’u tab ederek resmî neşretmeleri lâzımdır."

Emirdağ Lâhikası · s.95 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un siyasetle alâkası yoktur. Fakat, küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı, esasıyla bozar, reddeder. Emniyeti ve âsâyişi ve hürriyeti ve adaleti temin eder."

Emirdağ Lâhikası · s.115 Tam metni oku →

"Risale-i Nur bir vesile-i def-i belâdır; tâtile uğradıkça, belâ fırsat bulup gelir."

Emirdağ Lâhikası · s.161 Tam metni oku →

"Nurla iştigalin, ölümden başka her belâya, hastalıklara bir ilâç olduğu gibi, dehşetli ölümü de, cennetin kapısı gösterip, ehl-i imanı heyecanla şevke getiriyor."

Emirdağ Lâhikası · s.216 Tam metni oku →

"Nurun fevkalâde perde altındaki fütuhatına kanaat ediniz. Şimdiye kadar hiçbir eserin böyle ağır şerait altında bu derece tesirli intişarını tarih göstermiyor."

Emirdağ Lâhikası · s.243 Tam metni oku →

"Çok enaniyetliler, eserlerini terviç etmek için, Nurların meydana çıkmalarına kıskanmak damarıyla taraftar olmuyorlar. Merak etmeyiniz, Nur galebe edecek."

Emirdağ Lâhikası · s.243 Tam metni oku →

"Risale-i Nur gizlenmiyor ve başka kitaplara benzemiyor ve temellük edilmiyor. Nerede bulunursa bulunsun, ben Nur’dan gelmişim der."

Emirdağ Lâhikası · s.245 Tam metni oku →

"Risale-i Nur benim değil, Kur’ân’ın malıdır; Kur’ân’ın feyzinden gelmiştir. Hiçbir kuvvet onu Anadolu’nun sinesinden koparıp atamayacaktır."

Emirdağ Lâhikası · s.423 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin kendi makamında riyaseti var. ve bu zamanı tenvir eden bir mu’cize-i maneviye-i Kur’âniyedir."

Kastamonu Lâhikası · s.22 Tam metni oku →

"Ahmed-i Farukî Risale-i Nur hakkında demiş ki: 'Mütekellimînden biri gelecek, bütün hakaik-ı imaniyeyi kemal-i vuzuh ile beyan ve ispat edecek.' Zaman ispat etti ki, o adam, adam değil, belki Risale-i Nur’dur."

Kastamonu Lâhikası · s.23 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur ise, Kur’ân’ın bir manevî mu’cizesi olarak imanın esasatını kurtarıyor Ve mevcut imandan istifade cihetine değil, belki çok deliller ve parlak bürhanlarla imanın ispatına ve tahkikine ve muhafazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ettiğinden, herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzumu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar."

Kastamonu Lâhikası · s.24 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur, en evvel tercümanının nefsini iknaa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmaresini tam ikna eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve halistir."

Kastamonu Lâhikası · s.25 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur gittikçe parlak, harikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine, inşaallah her görenin kalbinde yerleşir, muannitleri susturur."

Kastamonu Lâhikası · s.30 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un mu’cizâne mukavemeti ve satveti ve kıymeti tezayüt ediyor. Dalâletin temel taşı ve nokta-i istinadı olan tabiat tağutunu dağıtıp, Kur’ân elinde bir elmas kılıç olarak her tarafta nurları saçar, zulümatı dağıtır."

Kastamonu Lâhikası · s.62 Tam metni oku →

"Risale-i Nur yüzünde irade-i amme, inayet-i hassa, iltifatını tevafuk zarfıyla ihsan edilmiş. Elbette tevafuka dair tafsilât, tasvirat, fiilî teşekküratın bir nev’idir ve sevincin ve minnettarlığın heyecanlı tereşşuhatıdır."

Kastamonu Lâhikası · s.74 Tam metni oku →

"Risaletü’n-Nur hakaik-ı İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor."

Kastamonu Lâhikası · s.94 Tam metni oku →

"İmanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risaletü’n-Nur’dadır."

Kastamonu Lâhikası · s.94 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un fütuhatı ziyadeleşiyor. Ehl-i iman yaralarını hissedip ilâçlarını ondan buluyorlar."

Kastamonu Lâhikası · s.99 Tam metni oku →

"Zaaf-ı imandan gelen tuğyan, ekserî musibet-i ammeyi celp ettiği gibi, imanı fevkalâde kuvvetlendiren Risale-i Nur, o musibet-i ammeyi dairesinin haricine bırakmaya rahmet-i İlâhiye tarafından vesile oldu."

Kastamonu Lâhikası · s.175 Tam metni oku →

"Risale-i Nur kendi kendine tevessü ediyor. Her tarafta fütuhatı var. Ehl-i dalâletin hileleri onu durdurmuyor; bilakis çok dinsizler teslim-i silâh ediyorlar."

Kastamonu Lâhikası · s.211 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un en bariz hasiyeti, usandırmamak. Yüz defa okunsa, yüz birinci defa yine zevkle okunabilir."

Kastamonu Lâhikası · s.303 Tam metni oku →

"Bu tarz-ı ifade ve ispat ve beyan hiçbir kitapta bulmamışız. Bu şerait içinde böyle eserler hiç kimseye müyesser olmamış."

Kastamonu Lâhikası · s.334 Tam metni oku →

"Mühim askerî paşaları, “Risale-i Nur iman kurtarıcıdır” diye takdirkârâne tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar."

Kastamonu Lâhikası · s.334 Tam metni oku →

"Bu vatan, bu millet ve bu vatandaki ehl-i hükûmet, ne şekilde olursa olsun, Risale-i Nur’a eşedd-i ihtiyaçla muhtaçtırlar."

Kastamonu Lâhikası · s.343 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’a ilişenler kat’iyen bilsinler ki, onların ilişmesi, anarşîlik hesabına, vatan ve millete ve asayişe düşmanlıktır."

Kastamonu Lâhikası · s.344 Tam metni oku →

"Risale-i Nur mağlûp olmayacak. Bu kuvvetli tesanüt onu daima yaşattırıp parlattıracak."

Kastamonu Lâhikası · s.345 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un mesleği ise, vazifesini yapar, Cenab-ı Hakkın vazifesine karışmaz. Vazifesi tebliğdir; kabul ettirmek, Cenab-ı Hakkın vazifesidir."

Kastamonu Lâhikası · s.373 Tam metni oku →

"Risale-i Nur’un her tarafta galibâne fütuhatı var."

Kastamonu Lâhikası · s.373 Tam metni oku →

"Risale-i Nur dünya işlerine alet olamaz, dünya işlerine siper edilmez."

Kastamonu Lâhikası · s.379 Tam metni oku →
Kart hazırlanıyor…