"Ey insan, düşün! Sen alâküllihâl öleceksin."
"Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan."
"Dünya birgün bize “Haydi, dışarı” diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak."
"Ehl-i iman için ölüm rahmet kapısıdır, ehl-i dalâlet için zulümat-ı ebediye kuyusudur."
"Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedî hayatına çok zarar verebilir."
"Ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de fakat mümin için asıl siması nuranîdir, güzeldir."
"Nev-i insanî bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Ve küre-i arz dahi bir nefistir; bâkî bir surete girmek için o da ölecek. Dünya dahi bir nefistir; ahiret suretine girmek için o da ölecek."
"Ahbabın gittikleri âlem karanlıklı değil, Yalnız yerlerini değiştirdiler; yine görüşeceksiniz."
"Her insanın tam manasıyla hayalî bir dünyası vardır. fakat öldüğü zaman dünyası yıkılır, kıyameti kopar."
"Sen burada misafirsin. ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fânî dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış."
"Vücudunu Mucidine feda et. mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü, feda etmediğin takdirde, ya bad-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan, yine Ona rücu eder."
"Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!"
"Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor."
"Dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. ancak Cenab-ı Hakkın ebedî ve sermedî olan Dârüsselâm menziline davetlisi olan mahlûkatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur."
"Ölüm o kadar katî ve zahirdir ki, bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek."
"Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var."
"Ölüm bizim için bir terhis tezkeresidir. Eğer idam da olsa, bizim için bir saat zahmet, ebedî bir saadetin ve rahmetin anahtarı olur."
"Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir."
"Dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir."
"Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddî çalışır."
"Bütün vefiyat-ı hayvaniye ve insaniye ise, terhisattır. Vazife-i hayatını bitirenler, bu dâr-ı fânîden, manen mesrurâne, dağdağasız diğer bir âleme giderler; tâ yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar."
"Ölümün hakikatini gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler, Daha ölüm gelmeden ölmek istemişler."
"Her gün bir kafile gelir, biri gider, kaybolur. daima dolar, boşanır."
"Bu memleket, hergün bir derece boşandığı gibi, bir gün gelir ki, bütün bütün boşanıp harap edilecek."
"Bütün raiyet bu misafirhanede toplanmışlar. misafirhane ise hergün dolar, boşanır."
"Ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor."
"Ecel gizli olduğu için, genç ihtiyar fark etmeyerek, her vakit ecel cellâdı başını kesmek için gelebilir."
"Ölüm değişmiyor. firak, bekaya kalb olup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, süraat peyda ediyor."
"Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın, kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. merdane kabre bak, dinle, ne talep eder? Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak, ne ister."
"Eyvah, Aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider."
"Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. yarın ise, senin elinde senet yok ki ona maliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil..."
"Kıyamet dahi, şu insan-ı ekber olan dünyanın ecelidir. Eğer vakti taayyün etseydi, bütün kurun-u ulâ ve vusta gaflet-i mutlakaya dalacak idiler ve kurun-u uhra dehşette kalacaktı."
"Kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nispeten bin veya iki bin sene, bir seneye nispetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Saat-i kıyamet yalnız insaniyetin eceli değil ki, onun ömrüne nispet edilip bait görülsün."
"Dünyanın kıyamet ve haşre kabiliyeti vardır."
"Nasıl ki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. âlem dahi büyük bir insandır; o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek; veya yatıp, sonra subh-u haşirle gözünü açacaktır."
"Şecere-i hilkatten teşa’ub etmiş olan silsile-i kâinat, tamir ve tecdit için tahripten, dağılmaktan kendini kurtaramaz."
"Dünyanın mevti mümkün, hem hiç şüphe getirmez ki mümkündür."
"Dünya öldükten sonra ahiret olarak diriltilecektir. Dünya harap edildikten sonra, o dünyayı yapan Zat, yine daha güzel bir surette onu tamir edecek, ahiretten bir menzil yapacaktır."
"Hayat-ı bâkıyede madem beraberiz; bir muvakkat müfarakat olsa da, sizi müteessir etmesin."