"Kâinatta en yüksek hakikat imandır. imandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir; hainin hükmü merduddur."
"Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir."
"Acaba yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarf etmeyen, ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder!"
"Namazın manası, Cenab-ı Hakkı tesbih ve tazim ve şükürdür."
"Tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında, bu üç şey her tarafında bulunuyorlar."
"Gecede teheccüt ise, kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder."
"Asıl vazife-i fıtrat ve esas-ı ubudiyet ve kat’î borç olan farz namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve enseptir."
"Beş vakit, herbiri birer inkılâb-ı azîmin işaratı ve icraat-ı cesime-i Rabbaniyenin emaratı ve in’amat-ı külliye-i İlâhiyenin alâmatı olduklarından, borç ve zimmet olan farz namazın o zamanlara tahsisi nihayet hikmettir."
"Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nispet ve ulvî bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celp ve cezp etmek namazın şe’nindendir."
"Namaz, Hâlık-ı Zülcelâl tarafından her yirmi dört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevî huzuruna yapılan bir davettir. Bu davetin şe’nindendir ki, her kalp, kemal-i şevk ve iştiyakla icabet etsin ve mi’raçvari olan o yüksek münacata mazhar olsun."
"Namaz, kalplerde azamet-i İlâhiyeyi tespit ve idame ve akılları ona tevcih ettirmekle adalet-i İlâhiyenin kanununa itaat ve nizam-ı Rabbanîye imtisal ettirmek için yegâne İlâhî bir vesiledir."
"Tembellikle namazı terk eden veyahut kıymetini bilmeyen, ne kadar cahil, ne derece hâsir, ne kadar zararlı olduğunu bilahare anlar, ama iş işten geçer."
"Namaz; savm, hac, zekât ve sair hakikatleri havi olduğu gibi, idrakli ve idraksiz mahlûkatın ihtiyarî ve fıtrî ibadetlerinin numunelerine de şamildir."
"A’mal-i bedeniyenin fihristesi, namazdır."
"Namazdan, ibadetten dünyevî maksatlar niyet edilse, yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur."
"Kur’ân’ın en sarih ve en kat’î emri olan 'salât' gibi feraizi imtisal etmeniz lâzımdır."
"Namaz, mü’minin miracıdır ve Mi’rac-ı Ekberin cilvesine mazhardır."
"Şükrün envaı var. O nevilerin en camii ve fihriste-i umumiyesi, namazdır."
"Şer’an yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz gibi farzlara peder ve valideleri onları alıştırmak için, teşvikkârâne emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var."
"Gelecek günlerdeki ibadet vazifesini ve namaz hizmetini ve musibet elemini bugün tasavvur edip sabırsızlık göstermek hiç kâr-ı akıl mıdır?"
"Âkıl isen, ibadet cihetinde yalnız bugünü düşün. Ve 'Onun bir saatini, ücreti pek büyük, külfeti pek az, hoş ve güzel ve ulvî bir hizmete sarf ediyorum' de."
"Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki sana usanç veriyor?"
"Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gınâ; ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya; ve herhâlde mahkemen olan mahşerde senet ve berat; ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsünde nur ve burak olacak bir namaz neticesiz midir Veyahut ücreti az mıdır?"
"Namazı terk eden ne kadar büyük bir hasaret eder. ne kadar ehemmiyetli bir serveti kaybeder. Ve sa’ye pek büyük bir şevk veren ve amelde büyük bir kuvve-i manevî temin eden o iki neticeden ve o iki madenden mahrum kalır, iflâs eder."
"Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. yarın ise, senin elinde senet yok ki ona maliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil; Lâakal günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at."