"İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hakeza şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir."
"Şiddetli inadı, o lüzumsuz umur-u zaileye vermeyip, âlî ve bâkî olan hakaik-ı imaniyeye ve esasat-ı İslâmiyeye ve hidemat-ı uhreviyeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âlî bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebata inkılâp eder."
"Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz."
"İnat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir."
"Haset evvelâ hasidi ezer, mahveder, yandırır. Mahsut hakkında zararı ya azdır veya yoktur."
"Uhrevî meziyetler ise, zaten onlarda haset olamaz. Eğer onlarda dahi haset yapsa, ya kendisi riyakârdır; ahiret malını dünyada mahvetmek ister."
"Tarafgir bir muannit, kendi a’mal-i hayriyesinde hasmına tefevvuk ister."
"Gıybet, ehl-i adavet ve haset ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır."
"Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır."
"Nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mal-i salihayı yer, bitirir."
"Gıybet, aklen ve kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve milliyeten mezmumdur."
"Enaniyetin işimizde en tehlikeli ciheti kıskançlıktır. Eğer sırf lillâh için olmazsa, kıskançlık müdahale eder, bozar."
"Bir insanın bir eli bir elini kıskanmaz ve gözü kulağına haset etmez ve kalbi aklına rekabet etmez."
"İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir."
"Mehasin-i İslâmiyet, envar-ı Kur’âniye, inat ve taassubat-ı kavmiye perdelerini yırtarak hükmünü icra ettiler."
"İKİNCİ DÜSTURUNUZ: Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir."
"Haset ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki, o haset, haset edeni yakar."
"Gıybette öyle bir fert bulunur ki, katl gibi bir zehr-i katilden daha muzırdır."
"Bir gıybet etsen, murdar bir et suretinde sana yedirirler."
"Münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir."
"Bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe, riya ile rekabet, haset ile hodgâmlık depretir damarları."
"İnadın işi budur: Şeytan yardım ederse birisine “melek” der, rahmeti de okutur. Muhalif tarafında eğer meleği görse, libasını değişmiş onu şeytan zanneder; adavet, lânet eder."
"Bizi gıybet edenleri unutmalıyız, medar-ı gıybet etmemeliyiz."
"Ehl-i gıybet, gayet fena ve alçaktırlar. Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimâne kısmı, kazf-ı muhsanat nev’idir."
"Ehl-i dalâletin hissiyatları şiddetlidir. İnadı, hırsı, hasedi gibi her şeyi şedittir. Bir dakika meraka değmeyen bir şeye bir sene inat eder."
"Hasid haset ettiği zaman bütün şerdir."
"Cenab-ı Hak da mü’minlerin zaferiyle onların ümitlerini ye’se çevirmiştir ve Müslümanların galebesiyle onların husumetlerini haset ve kine kalb etmiştir."
"Nifak ve hasetten kalplerinde, ruhlarında öyle bir maraz vardır ki, o maraz, hakkı batıl, hakikati hurafe telâkki etmeye sebeptir. Zaten fasit bir kalpten, bozuk bir ruhtan böyle rezaletlerin çıkması bedihîdir."
"Eğer onlar yaptıkları fenalıkla gayz ve hasetlerini izale için bir deva, bir ilâç talebinde iseler, o zannettikleri ilâç, kalplerini, ruhlarını bozan bir zehirdir. Zehirle kendi tedavisine çalışan, elbette zelildir."
"Fasit olan bir kalp, gururlu olur ve ifsadata meyleder. Binaenaleyh, onlar kalplerinin fasit olmasından temerrüt ve inat ediyorlar."
"İnatla bakan adam ise hikmetini bilmez, tereddüde düşer, sorar, sual eder, en nihayet istihkâr ile inkâra girer."