‹ Nur Rehberi Kütüphanesi

Vecizeler · Adâvet, İhtilaf, İttihad, Tesanüd, Uhuvvet

‹ Tüm vecize konuları

"Sen, bir hane-i Rabbaniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda, iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi, dokuz değil, belki yirmi sıfat-ı masume varken, sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir cani sıfatı yüzünden ona kin ve adavet bağlamakla o hane-i maneviye-i vücudun manen gark ve ihrakına, tahrip ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, onun gibi şenî ve gaddar bir zulümdür."

Mektubat · s.441 Tam metni oku →

"Muhabbet, kendi esbabının rüçhaniyetine göre bir kalpte hakikî bulunsa, o vakit adavet mecazî olur, acımak suretine inkılâp eder."

Mektubat · s.442 Tam metni oku →

"Mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır."

Mektubat · s.442 Tam metni oku →

"Kâbe hürmetinde olan iman ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsaf-ı İslâmiye muhabbeti ve ittifakı istediği hâlde, mü’mine karşı adavete sebebiyet veren ve adî taşlar hükmünde olan bazı kusuratı iman ve İslâmiyete tercih etmek, o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm olduğunu, aklın varsa anlarsın."

Mektubat · s.442 Tam metni oku →

"Tevhid-i imanî, elbette tevhid-i kulûbu ister. Ve vahdet-i itikat dahi, vahdet-i içtimaiyeyi iktiza eder."

Mektubat · s.442 Tam metni oku →

"Hakikat nazarında sebeb-i adavet ve şer olan fenalıklar, şer ve toprak gibi kesiftir; başkasına sirayet ve in’ikâs etmemek gerektir."

Mektubat · s.444 Tam metni oku →

"Muhabbetin esbabı olan iyilikler, muhabbet gibi nurdur; sirayet ve in’ikâs etmek, şe’nidir."

Mektubat · s.444 Tam metni oku →

"Bir göz hatırı için çok gözler sevilir."

Mektubat · s.444 Tam metni oku →

"Sen mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, 'Mesleğim haktır veya daha güzeldir.' demeye hakkın var. Fakat 'Yalnız hak benim mesleğimdir.' demeye hakkın yoktur."

Mektubat · s.444 Tam metni oku →

"Adavet etmek istersen, kalbindeki adavete adavet et, onun ref’ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmarene ve heva-i nefsine adavet et, ıslahına çalış."

Mektubat · s.445 Tam metni oku →

"Muzır nefsin hatırı için mü’minlere adavet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adavet et."

Mektubat · s.445 Tam metni oku →

"Nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. öyle de, adavet hasleti, her şeyden evvel kendisi adavete lâyıktır."

Mektubat · s.445 Tam metni oku →

"Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüt eder."

Mektubat · s.445 Tam metni oku →

"Adavet hasetten gelse, o bütün bütün azaptır. Çünkü, haset evvelâ hasidi ezer, mahveder, yandırır. Mahsut hakkında zararı ya azdır veya yoktur."

Mektubat · s.446 Tam metni oku →

"Acaba bir gün adavete değmeyen bir şeye bir sene kin ve adavetle mukabele etmeyi hangi insaf kabul eder, bozulmamış hangi vicdana sığar?"

Mektubat · s.447 Tam metni oku →

"Mü’min kardeşinden sana gelen bir fenalığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin."

Mektubat · s.447 Tam metni oku →

"İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: dostlarına karşı mürüvvetkârâne muaşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muamele etmektir."

Mektubat · s.448 Tam metni oku →

"Hadisteki ihtilâf ise, müspet ihtilâftır. Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revacına sa’y eder. Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır."

Mektubat · s.450 Tam metni oku →

"Tarafgirâne ve garazkârâne, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor."

Mektubat · s.450 Tam metni oku →

"İşte, ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârâne tarafgirliklerinizden, kuvvetiniz hiçe iner; az bir kuvvetle ezilebilirsiniz."

Mektubat · s.453 Tam metni oku →

"Ef’al ve a’mal-i hayriyenin esasları olan ihlâs ve adalet, husumet ve adavetle kaybolur."

Mektubat · s.454 Tam metni oku →

"Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safayı bulur, rahmete gider."

Mektubat · s.473 Tam metni oku →

"İslâmiyetin verdiği uhuvvet içinde bin uhuvvet var; âlem-i bekada ve âlem-i berzahta o uhuvvet bâkî kalıyor."

Mektubat · s.540 Tam metni oku →

"Düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur. düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır."

Mektubat · s.1094 Tam metni oku →

"Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür."

Mektubat · s.1094 Tam metni oku →

"Kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip, ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlûp ettikten sonra, o aleti de kıracak."

Lem'alar · s.49 Tam metni oku →

"Siz ehl-i tevhit olduğunuzdan, uhuvveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mabeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüz’î meseleleri bırakmak elzemdir."

Lem'alar · s.49 Tam metni oku →

"Bir mü’minin birtek seyyiesiyle bütün hasenatını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, o mü’mine adavet ederler."

Lem'alar · s.237 Tam metni oku →

"Maraz-ı ihtilâfa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek, yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz."

Lem'alar · s.379 Tam metni oku →

"Mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlât, şeyh ile mürit mabeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır."

Lem'alar · s.392 Tam metni oku →

"Mü’min olan kimse, iman ve tevhid iktizasıyla, kâinata bir mehd-i uhuvvet nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlûkatı, bilhassa insanları, bilhassa İslâmları birbiriyle bağlayan ip de, ancak uhuvvettir."

Mesnevî-i Nuriye · s.140 Tam metni oku →

"Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır."

Emirdağ Lâhikası · s.169 Tam metni oku →

"Hâricî ve büyük bir düşmanın hücumu zamanında, dahilî küçük düşmanlıkları bırakmak elzemdir. Yoksa, hücum eden büyük düşmana yardım hükmüne geçer."

Emirdağ Lâhikası · s.200 Tam metni oku →

"Risale-i Nur, dostlara tiryak olduğu gibi, düşmanlara da saika oluyor."

Kastamonu Lâhikası · s.307 Tam metni oku →

"Kim olursa olsun, madem imanı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce mukabele edemeyiz. Çünkü, daha müthiş düşman ve yılanlar var."

Kastamonu Lâhikası · s.354 Tam metni oku →

"Asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe’nidir."

Şuâlar · s.504 Tam metni oku →

"Biriniz bana en büyük bir hakaret yapsa ve şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet-i Kur’âniye ve imaniye ve Nuriyeden vazgeçmezse, ben onu helâl ederim, barışırım, gücenmemeye çalışırım."

Şuâlar · s.797 Tam metni oku →

"Cahil dost, düşman kadar zarar verebilir."

Muhâkemat · s.72 Tam metni oku →

"Türkiye, İslâm dünyasının garbî kalesidir. Türkiye’siz, İttihad-ı İslâm mümkün değildir."

Tarihçe-i Hayat · s.1116 Tam metni oku →

"İttihad-ı İslâmı meydana getirmek için çalışan ehl-i İslâma yegâne çarenin Risale-i Nur olduğu, mütehassıs zatlar tarafından kabul ve tasdik edilmektedir."

Tarihçe-i Hayat · s.1063 Tam metni oku →

"Komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik, doğrudan doğruya anarşistliği intac ediyor. Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-i Kur’âniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir."

Emirdağ Lâhikası · s.295 Tam metni oku →

"Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizaçkârâne ittihat gittiği vakit, manevî hayat da gider."

Barla Lâhikası · s.6 Tam metni oku →

"Sırr-ı ihlâs ile samimî tesanüt ve ittihat, hadsiz menfaate medar olduğu gibi, korkulara, hatta ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinattır."

Lem'alar · s.390 Tam metni oku →

"Hakkın şe’ni ittifaktır. Faziletin şe’ni tesanüttür. Düstur-u teavünün şe’ni, birbirinin imdadına yetişmektir. Dinin şe’ni uhuvvettir, incizaptır."

Sözler · s.216 Tam metni oku →

"Evvel ahir tavsiyemiz, tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır."

Şuâlar · s.492 Tam metni oku →

"Bütün hissiyatınızla, ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslektaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz, yani, ihtilâfa düşmeyiniz."

Lem'alar · s.380 Tam metni oku →

"Hatta değil Müslümanlarla, belki dindar Hıristiyanlarla dahi dost olup adaveti bırakmaya çalışıyorum."

Barla Lâhikası · s.26 Tam metni oku →

"İnsan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zatın yüz hasenatını birtek seyyie yüzünden unutur, mü’min kardeşine adavet eder, günahlara girer."

Lem'alar · s.238 Tam metni oku →

"İnsan, garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenatı örter, unutur, mü’min kardeşine adavet eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesat aleti olur."

Lem'alar · s.238 Tam metni oku →

"Ehl-i hakkın ihtilâfı hakikatsizlikten gelmediği gibi, ehl-i gafletin ittifakı dahi hakikattarlıktan değildir."

Lem'alar · s.368 Tam metni oku →

"Başka mesleklerin adaveti ve başkalarının tenkisi, onun fikrine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın."

Lem'alar · s.371 Tam metni oku →

"Haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, 'Mesleğim haktır' yahut 'daha güzeldir' diyebilir."

Lem'alar · s.372 Tam metni oku →

"Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüt ve ittihadı muhafaza eden bir halis kardeşimiz, bir velîden ziyade mevki alıyor."

Şuâlar · s.500 Tam metni oku →

"Hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli râbıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz."

Kastamonu Lâhikası · s.333 Tam metni oku →

"Ki, 'Üç günden fazla bir mü’min diğer bir mü’mine küsmemek' İslâmiyet emrediyor."

Sözler · s.245 Tam metni oku →
Kart hazırlanıyor…