‹ Nur Rehberi Kütüphanesi

Vecizeler · Kur'an-ı Kerim

‹ Tüm vecize konuları

"Kâinat mescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım."

Sözler · s.55 Tam metni oku →

"Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip Hak diyen ve hakikati gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur."

Sözler · s.55 Tam metni oku →

"Kur’ân’ı dinle ve hükmüne mutî ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et."

Sözler · s.63 Tam metni oku →

"Fatiha-i Şerife şu Kur’ân-ı Azîmüşşan'ın bir timsal-i münevveridir."

Sözler · s.69 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Hakîm, şu Kur’ân-ı azîm-i kâinatın en âlî bir müfessiridir ve en beliğ bir tercümanıdır."

Sözler · s.213 Tam metni oku →

"Hikmet-i Kur’ân’ın halis tilmizi ise, bir abddir. fakat azam-ı mahlûkata da ibadete tenezzül etmez. hem Cennet gibi azam-ı menfaat olan bir şeyi gaye-i ibadet kabul etmez bir abd-i azizdir."

Sözler · s.215 Tam metni oku →

"Hikmet-i Kur’âniye ise, nokta-i istinadı, kuvvete bedel 'hakkı' kabul eder."

Sözler · s.216 Tam metni oku →

"Kur’ân, İsm-i Azamdan ve her ismin azamlık mertebesinden gelmiş."

Sözler · s.218 Tam metni oku →

"Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir."

Sözler · s.218 Tam metni oku →

"İsm-i Azamın muhitinden nüzul ile Arş-ı Azamın bütün muhatına bakan, teftiş eden hikmetfeşan bir kitab-ı mukaddestir."

Sözler · s.218 Tam metni oku →

"Kelâmullah ünvanı kemal-i liyakatle Kur’ân’a verilmiş."

Sözler · s.218 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Hakîm, nihayetsiz parlak, yüksek hakikatleri cami’ olduğundan, şiirin hayalâtından müstağnidir."

Sözler · s.223 Tam metni oku →

"Kur’ân mu’cizedir; hem nihayetsiz belâgattedir; hem umuma her vakitte hidayettir."

Sözler · s.384 Tam metni oku →

"Kur’ân’ın ekser ayetleri, herbiri birer hazine-i kemalâtın anahtarı ve birer define-i ilmin miftahıdır."

Sözler · s.415 Tam metni oku →

"Kur’ân’ın vazife-i asliyesi, daire-i rububiyetin kemalât ve şuunatını ve daire-i ubudiyetin vezaif ve ahvalini talim etmektir."

Sözler · s.416 Tam metni oku →

"Kur’ân’a selim bir kalp gözüyle baksan göreceksin ki, cihat-ı sittesi öyle parlıyor, öyle şeffaftır."

Sözler · s.489 Tam metni oku →

"Kur’ân’ı dinlersen, âlâ-yı illiyyine çıkar, kâinatın bir güzel takvimi olursun."

Sözler · s.523 Tam metni oku →

"Elde Kur’ân gibi bir mu’cize-i bâkî varken, Başka bürhan aramak aklıma zait görünür. Elde Kur’ân gibi bir bürhan-ı hakikat varken, Münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?"

Sözler · s.583 Tam metni oku →

"Bütün insanın bütün hacat-ı maneviyesine merci olacak çok kitapları tazammun eden tek, cami’ bir kitab-ı mukaddestir."

Sözler · s.586 Tam metni oku →

"Kur’ân; bütün âlemlerin Rabbi itibarıyla Allah’ın kelâmıdır, hem bütün mevcudatın İlâhı ünvanıyla Allah’ın fermanıdır."

Sözler · s.587 Tam metni oku →

"Kelâmullah ünvanı, kemal-i liyakatle Kur’ân’a verilmiş ve daima da veriliyor."

Sözler · s.588 Tam metni oku →

"Ekser ayat-ı Kur’âniyenin herbirisi, ekser ayatın herbirisine bakar bir gözü ve nazır bir yüzü vardır ki, onlara münasebatın hutut-u maneviyesini uzatıyor, Birer nakş-ı i’cazî nescediyor."

Sözler · s.596 Tam metni oku →

"Kur’ân’ın üslûpları hem gariptir, hem bedîdir, hem aciptir, hem muknidir. Hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi taklit etmemiş; hiç kimse de onu taklit edemiyor. Nasıl gelmiş, öyle o üslûplar taravetini, gençliğini, garabetini daima muhafaza etmiş ve ediyor."

Sözler · s.599 Tam metni oku →

"Kur’ân manen, üslûb-u beyan cihetiyle fevkalâde beliğ olduğu gibi, lâfzında gayet selis bir fesahati vardır."

Sözler · s.606 Tam metni oku →

"Kur’ân hak ve hakikat ve sıdk ve hidayet ve harika bir fesahat olduğundandır ki, usandırmıyor. Daima gençliğini muhafaza ettiği gibi, taravetini, halâvetini de muhafaza ediyor."

Sözler · s.607 Tam metni oku →

"Beyan-ı Kur’ân’dan sonra beyan olamaz ve hacet kalmaz."

Sözler · s.618 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Mu’cizü’l-beyan çok hakaik-ı gamızayı, nazar-ı umumîyi okşayacak, hiss-i ammeyi rencide etmeyecek, fikr-i avamı taciz edip yormayacak bir surette, basitâne ve zahirâne söylüyor, ders veriyor."

Sözler · s.626 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Kerîm öyle bir mâide-i semaviyedir ki, binler muhtelif tabakada olan efkâr ve ukul ve kulûp ve ervah, o sofradan gıdalarını buluyorlar, müştehiyatını alıyorlar, arzuları yerine gelir."

Sözler · s.627 Tam metni oku →

"Kur’ân sözü mutlak bırakır, tâ âmm olsun. hazfeder, tâ çok manaları ifade etsin. kısa keser, tâ herkesin hissesi bulunsun."

Sözler · s.634 Tam metni oku →

"Bir san’atkârın, san’atını istihsan eden insanla konuşmaması muhaldir. Madem ki yapar ve bilir; elbette konuşur. Madem konuşur; elbette konuşmasına yakışan Kur’ân’dır."

Sözler · s.639 Tam metni oku →

"Üslûb-u Kur’ân’ın o kadar acip bir cem’iyeti var ki, birtek sure, kâinatı içine alan bahr-i muhit-i Kur’ânîyi içine alır. birtek ayet, o surenin hazinesini içine alır. Ayetlerin çoğu, herbirisi birer küçük sure; surelerin çoğu, herbirisi birer küçük Kur’ân’dır."

Sözler · s.640 Tam metni oku →

"Kur’ân, bir hutbe-i ezeliye olarak, umum asırlardaki umum tabakat-ı beşeriyeye birden hitap ettiği için, öyle daimî bir şebabeti bulunmak lâzımdır. Hem de öyle görülmüş ve görünüyor."

Sözler · s.655 Tam metni oku →

"Kur’ân’ın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden, ebede gidecektir. Medeniyetin kanunları gibi ihtiyar olup ölüme mahkûm değildir. daima gençtir, kuvvetlidir."

Sözler · s.657 Tam metni oku →

"Beşerin âsâr ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur’ân’ın hükümleri ve kanunları o kadar sabit ve rasihtir ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor."

Sözler · s.655 Tam metni oku →

"Kur’ân’dan tereşşuh etmeyen ve Kur’ân’ın malı olmayan ins ve cinnin bütün güzel sözleri toplansa, Kur’ân’ı tanzir edemez."

Sözler · s.663 Tam metni oku →

"Kur’ân, yirmi senede, hem muhtelif, mütebayin esbab-ı nüzule göre geldiği hâlde, tesanüdün kemalini öyle gösteriyor; güya bir sebeb-i vahitle nüzul etmiştir."

Sözler · s.668 Tam metni oku →

"Kur’ân, mütefavit ve mükerrer suallerin cevabı olarak geldiği hâlde, nihayet imtizaç ve ittihadı gösteriyor. Güya bir sual-i vahidin cevabıdır."

Sözler · s.668 Tam metni oku →

"Kur’ân, mütebaid, müteaddit muhatabîn esnafına müteveccihen mütekellim olduğu hâlde, öyle bir sühulet-i beyanı, bir cezalet-i nizamı, bir vuzuh-u ifhamı var ki, güya muhatabı bir sınıftır. Hatta her bir sınıf zanneder ki, bil’asale muhatap yalnız kendisidir."

Sözler · s.668 Tam metni oku →

"Kur’ân, beşerin nazarına san’at-ı İlâhiyenin mensucatını açar, gösterir. sonra, fezlekede o mensucatı esma içinde tayyeder; veyahut akla havale eder."

Sözler · s.671 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Hakîm, kâh olur, cüz’î bazı maksatları zikreder; Sonra, o cüz’iyat vasıtasıyla küllî makasıda zihinleri sevk etmek için, o cüz’î maksadı bir kaide-i külliye hükmünde olan Esma-i Hüsna ile takrir ederek tespit eder, tahkik edip ispat eder."

Sözler · s.688 Tam metni oku →

"Sair kelâmların Kur’ân’ın ayatına nispeti, şişelerdeki görünen yıldızların küçücük akisleriyle yıldızların aynına nispeti gibidir."

Sözler · s.698 Tam metni oku →

"Kur’ân, bütün aksam-ı tevhidin bütün meratibini, bütün levazımatıyla muhafaza ederek beyan edip muvazenesini bozmamış, muhafaza etmiş."

Sözler · s.709 Tam metni oku →

"Evet, hakikat-i mutlaka, mukayyet enzar ile ihata edilmez. Kur’ân gibi bir nazar-ı küllî lâzım ki ihata etsin."

Sözler · s.710 Tam metni oku →

"Bahr-i hakaik olan Kur’ân’ın ayetleri dahi o deniz içindeki definenin bir gavvasıdır."

Sözler · s.711 Tam metni oku →

"Kur’ân, bütün mu’cizatıyla bir mu’cize-i Ahmediye (a.s.m.) olur Ve bütün mu’cizat-ı Ahmediye (a.s.m.) dahi Kur’ân’ın bir mu’cizesidir."

Sözler · s.715 Tam metni oku →

"Kur’ân gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalâlet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirtleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda sinek kanadı kadar da kıymet vermeye mecbur değilim. Ben onlardan ne kadar aşağı isem, onların üstadı dahi benim üstadımdan bin defa daha aşağıdır."

Sözler · s.885 Tam metni oku →

"Fikrin sönük ise, Kur’ân’ın güneşi altına gir, İmanın nuruyla bak ki, yıldız böceği olan fikrin yerine herbir ayet-i Kur’ân birer yıldız misillü sana ışık verir."

Sözler · s.1032 Tam metni oku →

"Kur’ân’daki anasır-ı esasiye ve Kur’ân’ın takip ettiği maksatlar tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet olmak üzere dörttür."

İşârâtü'l-İ'câz · s.24 Tam metni oku →

"Kur’ân, 'müşahhas olduğu hâlde, efrat sahibi olan küllî' gibi tarif edilir."

İşârâtü'l-İ'câz · s.26 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Kerîm, günahların cezası veya hayırların mükâfatı hakkında zikrettiği ayetlerde tahsisat yapmamış, âmm bir şekilde bırakmıştır ki, herkes zevkine göre fehmetsin."

İşârâtü'l-İ'câz · s.66 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Kerîm, Cenab-ı Hakkın vücut, vahdet ve azametine istidlâl suretiyle kâinattan bahsetmiştir. yoksa, kâinatın bizzat keyfiyetini izah etmek için değildir."

İşârâtü'l-İ'câz · s.280 Tam metni oku →

"Bir çeşme başında su içip tatlılığını anlayan bir adam, bütün o çeşmeden teşaub eden arkları tecrübe etmeye hakkı yoktur; zira menbaı birdir. Kezalik, bir surenin muarazasından âciz kalan adamın, bütün Kur’ân’ı tecrübeye hakkı yoktur. çünkü Kâtip birdir."

İşârâtü'l-İ'câz · s.301 Tam metni oku →

"Ateş azabı, Kur’ân’a imtisal etmeyen kâfirlere hazırlanmıştır. Hem bu ateş, tufan ve sair musibetler gibi iyi-kötü bütün insanlara şamil musibetlerden değildir. Ancak bu musibeti celb eden, küfürdür. Bu belâdan kurtuluş çaresi, ancak Kur’ân-ı Kerîme imtisaldir."

İşârâtü'l-İ'câz · s.296 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Kerîm, usul ittihaz ettiği icaz ve ihtisara binaen, temsilâtın akıbetini, yani temsilâta terettüp eden dalâlet ve hidayeti, ille-i gaiye menzilesinde göstermiştir."

İşârâtü'l-İ'câz · s.350 Tam metni oku →

"Ey ehl-i iman! Sizi idam-ı ebedîden ve dünyevî ve uhrevî Cehennemlerden kurtaran Kur’ân’ın himayeti altına mü’minâne ve mutemidâne giriniz."

Lem'alar · s.222 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Hakîmin eczahane-i kudsiyesinde, umum dertlerinize şifa verecek ilâçları vardır. Eğer iman ile ona müracaat edip ve ibadetle o ilâçları istimal etseniz, belinizde ve başınızdaki o ihtiyarlığın ve gamların ağır yükleri gayet hafifleşecektir."

Lem'alar · s.542 Tam metni oku →

"Kur’ân yıldızlarına perde çekilmez. Gözünü kapayan, yalnız kendi görmez; başkasına gece yapamaz."

Mektubat · s.107 Tam metni oku →

"Mürur-u zaman o üslûbu ihtiyarlatmıyor; daima genç ve tazedir. Öyle muntazam bir nesir ve mensur bir nazımdır ki, hem âlî, hem tatlıdır."

Mektubat · s.306 Tam metni oku →

"Muaraza-i bilhuruf mümkün olmadı, muharebe-i bissüyufa mecbur oldular."

Mektubat · s.315 Tam metni oku →

"Kur’ân’ın içinde öyle bir göz var ki, bütün kâinatı görür, ihata eder ve bir kitabın sahifeleri gibi kâinatı göz önünde tutar, tabakatını ve âlemlerini beyan eder. Bir saatin san’atkârı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder. Kur’ân dahi, elinde kâinatı tutmuş, öyle yapıyor."

Mektubat · s.322 Tam metni oku →

"Yâran istersen Kur’ân yeter. Evet, ondaki enbiya ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder."

Mektubat · s.473 Tam metni oku →

"Kur’ân için sahibü’l-yed, taraf-ı İlâhîdir."

Mektubat · s.520 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Hakîm, ehl-i şuura imamdır, cin ve inse mürşittir, ehl-i kemale rehberdir, ehl-i hakikate muallimdir."

Mektubat · s.521 Tam metni oku →

"Bir büyük infilâk olacak. O infilâk ve inkılâptan sonra, Kur’ân etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur’ân kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur’ân’a hücum edilecek; i’cazı onun çelik bir zırhı olacak."

Mektubat · s.623 Tam metni oku →

"Kur’ân bitmez ve tükenmez bir hazinedir. Her asır, nusus ve muhkematını teslim ve kabul ile beraber, tetimmat kabîlinden, hakaik-ı hafiyesinden dahi hissesini alır, başkasının gizli kalmış hissesine ilişmez."

Mektubat · s.659 Tam metni oku →

"Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittiba-ı Kur’ân’dır."

Mektubat · s.1083 Tam metni oku →

"Büyük bir tenasüp, tecavüp, teavün vardır ki, ayetleri birbirine ecnebi olmadığı gibi, birbirinin vuzuhuna yardım, istizahına cevap veriyor."

Mesnevî-i Nuriye · s.201 Tam metni oku →

"Parça parça, ayrı ayrı zamanlarda nazil olduğu hâlde, şiddet-i tenasüpten sanki bir defada nazil olmuştur. Esbab-ı nüzul ayrı ayrı ve mütebayin olduğu hâlde, şiddet-i tesanütten, sanki sebep birdir."

Mesnevî-i Nuriye · s.201 Tam metni oku →

"Mükerrer, mütefavit suallere cevap olduğu hâlde şiddet-i imtizaç ve ittihattan sanki sual birdir. Müteaddit, mütegayir hâdisata beyan olduğu hâlde, kemal-i intizamdan, sanki hâdise birdir ve bir hâdiseye cevaptır."

Mesnevî-i Nuriye · s.201 Tam metni oku →

"Kur’ân hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattir, hem şeriattır, hem sadırlara şifa, mü’minlere hüda ve rahmettir."

Mesnevî-i Nuriye · s.202 Tam metni oku →

"Bir ayetin sair âyât-ı Kur’âniye ile pek ince münasebetleri, ittisal cihetleri vardır. aralarında vahşet yoktur. Bu itibarla, müteaddit surelerden alınan ayetler küçük bir Kur’ân hükmünde olur."

Mesnevî-i Nuriye · s.223 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Mu’cizü’l-beyan’ın hak ve hakikat olduğuna en sadık deliller: tevhidin bütün iktizalarını ve lâzımlarını mertebeleriyle muhafaza etmesidir. Esma-i Hüsnanın tenasüp ve iktizası üzerine hakaik-ı âliye-i İlâhiyedeki muvazeneyi müraat etmesidir. rububiyet ve ulûhiyete ait şuunatı kemal-i muvazene ile cem etmesidir."

Mesnevî-i Nuriye · s.214 Tam metni oku →

"Kur’ân da o defineyi keşfetmek için o denize dalmıştır. Fakat Kur’ân’ın gözü açık olduğundan, defineyi tamamıyla ihata ile görmüştür."

Mesnevî-i Nuriye · s.215 Tam metni oku →

"Kur’ân, ayetleriyle insanların nazarını melûfatları olan şeylere çeviriyor. Ayetler, necimler gibi ülfet perdesini deler, atar. insanın kulağından tutar, başını eğdirir. o ülfetin altındaki havariku’l-âdât mu’cizeleri o adiyat içerisinde gösterir."

Mesnevî-i Nuriye · s.309 Tam metni oku →

"Bütün ulema ve ehl-i meşrep gibi herkes hidayeti için, şifası için müteaddit surelerden ayrı ayrı ayetleri ahz edebilir."

Mesnevî-i Nuriye · s.223 Tam metni oku →

"Zikrin tekrarı kalbi tenvir eder. duanın tekrarı bir takrirdir. Davet dahi, tekrarı nispetinde tesiri, tekidi vardır."

Mesnevî-i Nuriye · s.360 Tam metni oku →

"Ayetlerin, kelimelerin tekrarı, ihtiyaçların tekrarından ileri geliyor. ve keza, o gibi hükümlere olan ihtiyacın şiddetine işarettir."

Mesnevî-i Nuriye · s.361 Tam metni oku →

"Kur’ân bu metin din-i azîmin esasatını ve İslâmiyetin erkânını tesis ettiği gibi, içtimaat-ı beşeriyeyi tebdil eden bir kitaptır."

Mesnevî-i Nuriye · s.361 Tam metni oku →

"Kur’ân pek büyük meselelerden bahseder. ve kalpleri iman ve tasdike davet eder. ve çok ince hakikatlerden bahis açar. akılları, marifete, dikkate tahrik eder."

Mesnevî-i Nuriye · s.362 Tam metni oku →

"Belâgat-i irşadiyenin şe’nindendir ki, avamın nazarına, ammenin hissine, cumhurun fehmine göre hareket yapılsın ki, nazarları tevahhuş, fikirleri kabulden imtina etmesin."

Mesnevî-i Nuriye · s.363 Tam metni oku →

"Kur’ân bütün insanlara hitap eder. ve ekseriyetin fehmini müraat eder ki, tahkikî bir marifet sahibi olsunlar."

Mesnevî-i Nuriye · s.364 Tam metni oku →

"Kur’ân bütün zamanları tenvir ve bütün insanları irşat eden bir kitaptır."

Mesnevî-i Nuriye · s.364 Tam metni oku →

"Kur’ân, kesretle temsilleri zikrediyor. ve istikbalde keşfedilecek bazı mesailde de icmal yapıyor."

Mesnevî-i Nuriye · s.365 Tam metni oku →

"Kelâmın ulviyetine, kuvvetine, hüsnüne, cemaline kuvvet veren mütekellim, muhatap, maksat, makam olmak üzere dört şeydir."

Mesnevî-i Nuriye · s.366 Tam metni oku →

"Kur’ân-ı Hakim bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir."

Şuâlar · s.589 Tam metni oku →

"Kur’ân Arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullahtır; cazibe-i umumiyeden ziyade zemini muhafaza ediyor."

Şuâlar · s.590 Tam metni oku →

"Kur’ân’a ait mesaille iştigal, bir nevi manevî mütefekkirâne Kur’ân okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kıraat-ı Kur’ân manaları risalelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız."

Barla Lâhikası · s.526 Tam metni oku →

"Dünyanın mahiyeti anlaşıldıktan sonra, elbette hayat-ı ebediyeden başka beşeriyetin o inkisar-ı hayal yarasını tedavi edecek Kur’ân’dan başka yoktur."

Emirdağ Lâhikası · s.229 Tam metni oku →

"Kur’ân’da bin Kur’ân’lar var ki, şahs-ı küllî olmuş."

Emirdağ Lâhikası · s.362 Tam metni oku →

"Bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur’ân’ındır. Ve her harfinde, ondan tâ binler sevap bulunan Kur’ân’ın hıfzı ve kıraati her hizmete mukaddem ve müreccahtır."

Kastamonu Lâhikası · s.85 Tam metni oku →

"Kur’ân’a her zaman beşerin ihtiyacı var."

Tarihçe-i Hayat · s.35 Tam metni oku →

"Kur’ân hakaikinin hıfzının daha ziyade lüzumu var."

Tarihçe-i Hayat · s.72 Tam metni oku →

"Kur’ân’ı tefsir edecek, yine Kur’ân ve hadis-i sahihtir."

Muhâkemat · s.33 Tam metni oku →
Kart hazırlanıyor…