‹ Nur Rehberi Kütüphanesi

Vecizeler · Âhiretin İspatı, Bekâ, Haşre İmanın Faydaları

‹ Tüm vecize konuları

"Bütün o aza ve aletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda Cennet yemişleri suretinde sana verileceğine, ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler."

Sözler · s.48 Tam metni oku →

"Şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar makul ve lâzım ve kat’î ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat’iyettedir."

Sözler · s.71 Tam metni oku →

"Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nispeten bir zindan hükmündedir. Padişahımızın makarr-ı saltanatına gidip merhametine, ihsanlarına mazhar olacaksınız."

Sözler · s.95 Tam metni oku →

"Hakikî adalet ister ki, şu küçücük insan, şu küçüklüğü nispetinde değil, belki cinayetinin büyüklüğü, mahiyetinin ehemmiyeti ve vazifesinin azameti nispetinde mükâfat ve mücazat görsün."

Sözler · s.111 Tam metni oku →

"Nasıl ki şu âlem bütün mevcudatıyla Sâni-i Zülcelâline kat’î delâlet eder. Sâni-i Zülcelâlin de sıfât ve esma-i kudsiyesi, dâr-ı ahirete delâlet eder ve gösterir ve ister."

Sözler · s.115 Tam metni oku →

"Acaba geçici, adî, bekasız, ehemmiyetsiz şeylerde böyle muhafaza edilirse; âlem-i gaypta, âlem-i ahirette, âlem-i ervahta, rububiyet-i ammede mühim semere veren beşerin amelleri, hıfz içinde gözetilmek suretiyle, ehemmiyetle zaptedilmemesi kabil midir? Hayır ve asla!"

Sözler · s.129 Tam metni oku →

"Madem şu mevcudat hak söyleyen sadık kelimeleri, şu hâdisat-ı kâinat doğru söyleyen natık ayetleri olan Cenab-ı Hak vaad etmiş. elbette yapacaktır. bir mahkeme-i kübra açacaktır. bir saadet-i uzma verecektir."

Sözler · s.132 Tam metni oku →

"Haşre mâni hiçbir şey yoktur. muktazi ise, her şeydir."

Sözler · s.136 Tam metni oku →

"Dünya bir mezraadır. mahşer ise bir beyderdir, harmandır. Cennet, Cehennem ise birer mahzendir."

Sözler · s.137 Tam metni oku →

"Ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor."

Sözler · s.144 Tam metni oku →

"Hem hiç akıl kabul eder mi ki, insanın başına ve içindeki havâssına saçları adedince vazifeler yükletsin de, yalnız bir saç hükmünde ona bir ücret-i dünyeviye versin?"

Sözler · s.139 Tam metni oku →

"İnsan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir."

Sözler · s.146 Tam metni oku →

"Kâinatın tedbirinde tecelli eden bütün esma-i İlâhiye ahireti iktiza eder, belki istilzam eder."

Sözler · s.148 Tam metni oku →

"Şu memleketin haşmetli malikinin elbette cezası da dehşetlidir."

Sözler · s.454 Tam metni oku →

"Ekl ve şürb ve nikâh dahi, hakikat-ı cismaniyelerini muhafaza etmekle beraber, Cennetin dünya fevkindeki derecesi nispetinde, dünyevî derecelerinden o derece yüksek bir suret almaları iktiza eder."

Sözler · s.808 Tam metni oku →

"Nizamı nizam eden, saadet-i ebediyedir. Öyle ise, nizam-ı âlem, saadet-i ebediyeye işaret ediyor."

Sözler · s.841 Tam metni oku →

"Madem israf yok ve abesiyet olmaz. elbette saadet-i ebediye olacaktır. Çünkü, dönmemek üzere adem, her şeyi abes eder, her şey israf olur."

Sözler · s.842 Tam metni oku →

"İnsanın fıtrat-ı zîşuuru olan vicdanı, saadet-i ebediyeye bakar, gösterir. Evet, kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, 'Ebed, ebed!' sesini işitecektir."

Sözler · s.846 Tam metni oku →

"Kâinatı dağdağa-i tagayyür ve fenâdan, tahavvül ve zevalden kurtarmak ve ebedîleştirmek için, o zıtların tasfiyesini istedi ve tagayyürün esbabını ve ihtilâfatın maddelerini tefrik etmek istedi. elbette kıyameti koparacak ve o neticeler için tasfiye edecek."

Sözler · s.865 Tam metni oku →

"Şu âlem çendan fânîdir; fakat ebedî bir âlemin levazımatını yetiştiriyor. Çendan zaildir, geçicidir; fakat bâkî meyveler veriyor, bâkî bir Zatın bâkî esmasının cilvelerini gösteriyor."

Sözler · s.1033 Tam metni oku →

"Çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler. Ve gayet zayıf ve nazik vücutlarında bir kuvve-i maneviye bulabilirler."

Şuâlar · s.283 Tam metni oku →

"İhtiyarlar, yalnız hayat-ı uhreviye ile yakınlarında bulunan kabre karşı tahammül edebilirler. Ve çok alâkadar oldukları hayatlarının yakında sönmesine ve güzel dünyalarının kapanmasına mukabil bir teselli bulabilirler."

Şuâlar · s.284 Tam metni oku →

"Hiçbir saltanat yoktur ki, o saltanata itaat edenlere mükâfatı ve isyan edenlere mücazatı bulunmasın."

Şuâlar · s.328 Tam metni oku →

"Mahiyet-i insaniyenin bir hizmetkârı olan kuvve-i hayaliyeyi bu dünya lezzetleri tatmin etmiyor; elbette gayet cami’ mahiyet-i insaniye, ebediyetle fıtraten alâkadardır."

Şuâlar · s.348 Tam metni oku →

"Merak etmeyiniz. Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek Ve parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor. Ve zayi ettiğiniz evlât ve akrabalarınızla sevinçlerle görüşeceksiniz."

Şuâlar · s.351 Tam metni oku →

"Eğer ahirete iman o haneye girse, birden ışıklandıracak."

Şuâlar · s.354 Tam metni oku →

"Eğer iman-ı ahiret bu geniş hanelerde hükmetse, birden samimî hürmet ve ciddî merhamet ve rüşvetsiz muhabbet ve muavenet ve hilesiz hizmet ve muaşeret ve riyasız ihsan ve fazilet ve enaniyetsiz büyüklük ve meziyet o hayatta inkişafa başlarlar."

Şuâlar · s.355 Tam metni oku →

"İki cihanın ve iki hayatın medar-ı saadeti yalnız imandır."

Şuâlar · s.356 Tam metni oku →

"Esma-i İlâhiyenin en cemiyetli âyinesi cismaniyettedir."

Şuâlar · s.356 Tam metni oku →

"Dâr-ı ahirette Cennetin en çok ve en mütenevvi lezzetleri cismanîdir. Ve saadet-i ebediyenin en ehemmiyetli ve herkesin istediği ve ünsiyet ettiği nimetleri cismanîdir."

Şuâlar · s.357 Tam metni oku →

"Nev-i beşerin en büyük meselesi Cehennemden kurtulmaktır."

Şuâlar · s.363 Tam metni oku →

"Madem bu karışık mevcudat dâr-ı fânîden dâr-ı bekaya akıp gidiyor. elbette, nasıl ki hayır, lezzet, ışık, güzellik, iman gibi şeyler Cennete akar; öyle de, şer, elem, karanlık, çirkinlik, küfür gibi zararlı maddeler Cehenneme yağar."

Şuâlar · s.363 Tam metni oku →

"Bütün nimetlerin başı ve nimetleri hakikî nimet yapan ve bütün zîşuuru ademin hadsiz musibetlerinden kurtaran, yalnız saadet-i ebediye olabilir."

Şuâlar · s.366 Tam metni oku →

"Ömrün bidayetinden sonuna kadar devam eden mana, çok cesetleri tebeddül ve tavırdan tavıra intikal ve devirden devire yuvarlandığı hâlde vahdetini, bekasını muhafaza ettiği gibi, ölüm hendeğini de atlayarak salimen ebed yoluna devam edecektir."

Mesnevî-i Nuriye · s.304 Tam metni oku →

"Kudretine nispeten zerrat ile şümus mütesavi olduğu gibi, yaprakların neşriyle beşerin haşri de birdir. Ve keza, ağaçların çürümüş dağılmış yapraklarının iadeten ihyası arasında fark yoktur."

Mesnevî-i Nuriye · s.376 Tam metni oku →

"Dünya, âlem-i ahirete bir fihriste hükmündedir. Bu fihristede âlem-i ahiretin mühim meselelerine olan işaretlerden biri, cismanî olan rızıklardaki lezzetlerdir."

Mesnevî-i Nuriye · s.336 Tam metni oku →

"Esbap dağdağasından ve vesaitin karanlık perdelerinden kurtulup, Rabb-i Rahîmlerine, makarr-ı saltanat-ı ebedîsinde perdesiz kavuşacaklar."

Mektubat · s.382 Tam metni oku →

"İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir. elbette, kat’î bir hads ile hükmedilir ki, haşir ve neşr-i ekberde, beşerin herbir ferdi aynıyla, cismiyle, ismiyle, resmiyle iade edilecektir."

Lem'alar · s.287 Tam metni oku →

"Haşrin mahkeme-i kübrasında, mizan-ı azam-ı adaletinde cin ve insin muvazene-i a’mallerini istib’at edip inanmayan, bu dünyada gözüyle gördüğü bu muvazene-i ekbere dikkat etse, elbette istib’adı kalmaz."

Lem'alar · s.875 Tam metni oku →

"Dünya öldükten sonra ahiret olarak diriltilecektir. Dünya harap edildikten sonra, o dünyayı yapan Zat, yine daha güzel bir surette onu tamir edecek, ahiretten bir menzil yapacaktır."

Sözler · s.866 Tam metni oku →

"İnsanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihata etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envaına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. bu dünya ona bir misafirhanedir ve ahiretine bir intizar salonudur."

Sözler · s.146 Tam metni oku →

"İnsanları dirilmemek üzere öldürmekle, ebedî bir muhabbet için yaratılmış iken, ebedî bir adavetle gücendirmek olamaz ve kabil değildir."

Şuâlar · s.88 Tam metni oku →

"Ebedînin sadık dostu ebedî olacak. ve Bâkînin ayine-i zîşuuru bâkî olmak lâzım gelir."

Şuâlar · s.88 Tam metni oku →

"Geçmiş zamanda vukua gelmiş olan mu’cizat-ı kudret, Sâniin bütün imkânat-ı istikbaliyeye kadir olduğuna kat’î şahit ve bürhanlardır."

Mesnevî-i Nuriye · s.73 Tam metni oku →

"Bir cemal sahibi, daima hüsün ve cemalini görmek ve göstermek ister. Bu ise ahiretin vücudunu ister."

Mesnevî-i Nuriye · s.62 Tam metni oku →

"Daimî bir cemal, zail ve muvakkat bir müştaka razı olmaz, Onun da devamını ister. Bu da ahireti ister."

Mesnevî-i Nuriye · s.62 Tam metni oku →

"Bütün firaklardan gelen feryatlar, aşk-ı bekadan gelen ağlamaların tercümanlarıdır."

Lem'alar · s.31 Tam metni oku →

"Rahmetin rahmet olması ve nimetin nimet olması, ancak ve ancak haşir ve saadet-i ebediyeye bağlıdır."

İşârâtü'l-İ'câz · s.35 Tam metni oku →

"Saadet-i ebediye olmasa, en büyük nimetlerden sayılan aklın, insanın kafasında yılan vazifesini görmekten başka bir işi kalmaz."

İşârâtü'l-İ'câz · s.35 Tam metni oku →

"En lâtif nimetlerden sayılan şefkat ve muhabbet, ebedî bir ayrılık düşüncesiyle, en büyük elemler sırasına geçerler."

İşârâtü'l-İ'câz · s.35 Tam metni oku →

"Madem Allah var, elbette ahiret vardır."

Şuâlar · s.296 Tam metni oku →

"Senin nokta-i istinadın ancak ve ancak Allah’a olan imandır. Ruhuna, vicdanına nokta-i istimdat ise ancak ahirete olan imandır."

Lem'alar · s.709 Tam metni oku →
Kart hazırlanıyor…