"Zeval-i lezzet elem olduğu gibi, zeval-i elem dahi lezzettir."
"Umumî musibet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle, ekser nâsın o zalim eşhasın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla manen iştirak eder, musibet-i ammeye sebebiyet verir."
"Gafilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi çok emarelerin delâletiyle, bu hâdise ehl-i imanı hedef edip, onlara bakıp, namaza ve niyaza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor."
"Zelzele gibi vakıalar olan şu hâdisat-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değiller."
"Fırtına, zelzele, veba gibi hâdiselerin perdeleri altında gizlenen pek çok manevî çiçeklerin inkişafı vardır."
"Her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir; veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir."
"Geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalb olmuş. Elemi gitmiş, lezzeti kalmış."
"HER MUSİBETTE BİR CİHET-İ NİMET VAR."
"Musibet olur her dem hıyanet neticesi, mükâfatın sebebi."
"Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder, vazife-i hayatiyeyi yapar."
"Eğer sabretse, musibetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur."
"Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryat etmek gerektir."
"Maddî musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür."
"Çok zahirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır. Ve bir kısmı keffaretü’z-zünuptur. Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektir."
"Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adavet musalâhaya, husumet şakaya döner, adavet küçülür, mahvolur, tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir."
"Musibete giriftar olan adam, itirazkârâne şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor."
"En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridir."
"Musibette herkesin hakkı, kendinden musibet noktasında daha yukarı olanlara bakmaktır ki, şükretsin."
"En büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir."
"Musibetin darbesine karşı şekva suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekva Ona olmalı; Ondan olmamalı."
"Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli, Hoşgeldin demeli."
"Musibet-i amme, ekseriyetin hatasından terettüp eder. Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddimesidir."
"Musibetlerin ise, zevalinden sonra dumanları söner, nurları kalır. Lezzetlerin zevalinden sonra kalan dumanları, günahlarıdır."
"Dünyanın meşakkatleri madem sevap verir, geçerler; o musibetlere karşı sabır içinde şükürle, metanetle mukabele edilmek gerektir."
"Afatlar, za’f-ı imandan neşet eden hataların neticesidir."
"Hadsiz hayat-ı uhreviyeye nispeten muvakkat ve fânî kısacık hayat-ı dünyeviyenin zararları, sineklerin ısırması gibidir. Hayat-ı ebediyenin zararları, ona nispeten yılanların ısırmasıdır."
"Senin daire-i iktidarının haricinde olan hâdisata, Onun merhamet ve hikmet ve adaleti ve rububiyeti noktasında bakmalısın."
"Mazlumun âhı tâ arşa kadar gider."
"Zâhiren çirkin perdeler altında, gayet güzel neticeler var. Bir zararımıza bedel, yüz menfaat bizlere ihsan ediliyor."
"Geçici, muvakkat sıkıntılara ve sarsıntılara ehemmiyet vermemek lâzımdır."
"Başıma ne gelse, altında bir rahmet var."
"Musibetlerde, ehl-i imanın zâyi olan malları tam sadaka hükmündedir."
"Hem yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim, kat’î kanaatin gelmiş ki, zahirî musibetler altında ve neticesinde inâyet-i ilâhiyenin çok tatlı neticeleri var."
"Sıkıntılar, elemler ise, bilâkis, mânevî lezzetler ve uhrevî sevaplar veriyor."
"Büyük felâketler, güler yüzlü intibahlar doğurur."
"Musibetler, dergâh-ı İlâhîye sevk etmek için birer kader kamçısıdır."
"Merak, musibeti ikileştirir, maddî musibeti kalpte de yerleştirmek için bir kök olur."
"Dünya hayatı, hususan bu zamanda, bu şerait altında kıymeti yoktur. Başa ne gelse gelsin, hoş görmeli."