"O kadar sevdiğin mal ve evlât ve perestiş ettiğin nefis ve heva ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak, Senin elinden çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler."
"Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir Cennet içinde olsa da, manen Cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır."
"Dünya bir mezraadır. mahşer ise bir beyderdir, harmandır. Cennet, Cehennem ise birer mahzendir."
"Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz, meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. o keyfinize kâfidir."
"Dünyevî bir lezzette çok elemler var. bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır."
"Ey nefsim! Deme, “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış. herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle sarhoştur.” Çünkü ölüm değişmiyor..."
"Şu misafirhane-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin?"
"Dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücahededir."
"Dünya ise, bütün şaşaasıyla, ahirete nispeten bir zindan hükmündedir."
"Dünya bir kitab-ı Samedanîdir. Huruf ve kelimatı nefislerine değil, belki başkasının zat ve sıfât ve esmasına delâlet ediyorlar. Öyle ise manasını bil, al; nukuşunu bırak, git."
"Birbiri arkasında daim gelen, geçen âyineler mecmuasıdır. Öyle ise onlarda tecelli edeni bil, envarını gör ve onlarda tezahür eden esmanın tecelliyatını anla ve müsemmalarını sev; ve zevale ve kırılmaya mahkûm olan o cam parçalarından alâkanı kes."
"Seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise alışverişini yap, gel; ve senden kaçan ve sana iltifat etmeyen kafilelerin arkalarından beyhude koşma, yorulma."
"Bir misafirhanedir. Öyle ise, onu yapan Mihmandar-ı Kerîmin izni dairesinde ye, iç, şükret. kanunu dairesinde işle, hareket et. Sonra arkana bakma, çık, git. herzekârâne, fuzulî bir surette karışma. Senden ayrılan ve sana ait olmayan şeylerle manasız uğraşma ve geçici işlerine bağlanıp boğulma."
"Eyvah, Aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik."
"Şu güzeran-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider."
"Beni dünyaya çağırma, Ona geldim fenâ gördüm."
"Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda. Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında."
"Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun?"
"Hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır."
"Güvendiğin hayat-ı maddiye, yalnız bir dakikadır."
"Dünya muhabbeti bütün hataların başıdır."
"Dünyanın ahirete bakan yüzüyle, esma-i İlâhiyeye mukabil olan yüzünü sevmek sebeb-i noksaniyet değil, belki medar-ı kemaldir. ve o iki yüzde ne kadar ileri gitse, daha ziyade ibadet ve marifetullahta ileri gider."
"Dünyayı, ahiretin mezraası ve esma-i İlâhiyenin âyinesi ve Cenab-ı Hakkın mektubatı ve muvakkat bir misafirhanesi cihetinde sevmek, nefs-i emmare karışmamak şartıyla, Cenab-ı Hakka ait olur."
"Hayatın az ise, hayat-ı bâkiyeyi düşün. Ömrün kısa ise, ebedî bir ömrün var, merak etme."
"Dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir misafirhane-i askerî telâkki etsin ve öyle de iz’an etsin ve ona göre hareket etsin."
"Dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir. Bâkî umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir."
"İnsanlar, insana verilen cihazat-ı maneviyeyi, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla istimal etse ve dünyada ebedî kalacak gibi gafilâne davransa, ahlâk-ı rezileye ve israfat ve abesiyete medar olur."
"Hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır."
"En bahtiyar odur ki, dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyevîye için bozmasın..."
"Dünya madem fânîdir, değmiyor alâka-i kalbe."
"Senin şu fânî dünyana bedel, bâkî bir Cennet seni bekler."
"Cenab-ı Hak bir abdini severse, dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir."
"Dünyamızı dinimiz uğrunda ve ahiretimize her vakit feda etmeye hazırız."
"Dünyada masiyetin akıbeti, ikab-ı uhreviye delildir."
"Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir."
"Şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur."
"Dünya birgün bize “Haydi, dışarı” diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak."
"Hem benim, hem herkes için, şu dünya muvakkat bir ticaretgâh; ve hergün dolar, boşalır bir misafirhane; ve gelen geçenlerin alışverişi için yol üstünde kurulmuş bir pazar..."
"Herkesin hususî dünyasının direği, kendi hayatıdır. Ne vakit cismi kırılsa, dünyası başına yıkılır, kıyameti kopar. Ehl-i gaflet, kendi dünyasının böyle çabuk yıkılacak vaziyetini bilmediklerinden, umumî dünya gibi daimî zannedip perestiş eder."
"Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fânî dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme."
"Dünyanın ömrü kısa olup, sür’atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle, visalin lezzeti zeval buluyor."
"Dünyanın lezaizi zehirli bala benzer. lezzeti nispetinde elemi de vardır."
"Seni intizar etmekte ve senin de sür’atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir."
"Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor."
"Misafir olan kimse, beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fânî dünyadan da çıkacaksın."
"Dünyanın akıbeti ne olursa olsun, lezaizi terk etmek evlâdır."
"Dünyayı kesben değil, kalben terketmek lâzımdır."
"Dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. ancak Cenab-ı Hakkın ebedî ve sermedî olan Dârüsselâm menziline davetlisi olan mahlûkatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur."
"Dünya menzilinde görünen leziz şeyler, lezzet ve zevk için değildir. Çünkü, visallerinin lezzeti, firaklarının elemine mukabil gelmez."
"Hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor."
"Dünyaya ve cismanî lezaize meyledersen, âciz, zelil bir “cüz’î” olursun. Eğer cihazatını insaniyet-i kübra denilen İslâmiyet hesabına sarf edersen, bir “küllî” ve bir “küll” olursun."
"Cenab-ı Hak, gayr-i mütenahi hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı."
"Meratib-i dünya, nokta-i nazarımda pek ehemmiyetsiz olmakla beraber, senin gibi mertebesini hizmet-i Kur’ân’a medar edenler için, minnet altına ve zillete girmemek şartıyla hoş görüyorum."
"Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattır ve dehşetli bir hasârettir."
"Dünyanın yüz bahçesi, fâni olmak haysiyetiyle, âhiretin bâki olan bir ağacına mukabil gelemez."
"Bu dünya bizi kovmadan evvel ve 'Haydi dışarıya!' demeden, biz kemâl-i izzetle, Allahaısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız."
"Bu asrın bir hassası şudur ki, Hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını bâkî elmaslara bildiği hâlde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş."
"Bu dünya dârü’l-hizmettir; ücret almak yeri değildir. A’mal-i salihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, ahirettedir. O bâkî meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, ahireti dünyaya tâbi etmek demektir."