‹ Nur Rehberi Kütüphanesi

Vecizeler · Hazreti Muhammed (asm), Manevi Şahsiyeti, Salavat

‹ Tüm vecize konuları

"O, bütün resullerin seyyididir, bütün enbiyanın imamıdır, bütün asfiyanın serveridir, bütün mukarrebînin akrebidir, bütün mahlûkatın ekmelidir, bütün mürşitlerin sultanıdır."

Sözler · s.102 Tam metni oku →

"Münacat-ı Ahmediye (a.s.m.) zamanından şimdiye kadar bütün ümmetin bütün salâtları ve salâvatları onun duasına bir âmin-i daimî ve bir iştirak-i umumîdir. Hatta ona getirilen herbir salâvat dahi, onun duasına birer âmindir."

Sözler · s.117 Tam metni oku →

"Bütün kâinata taallûk eden bir emanet beraberindedir. Hem şu kâinatın rengini değiştirecek bir nur beraberdir."

Sözler · s.909 Tam metni oku →

"Zat-ı Ahmediye (a.s.m.) hem en mükemmel meyve, hem bütün meyvelerin medar-ı kıymeti ve bütün maksatların medar-ı zuhuru olduğundan, en evvel tecelli-i icada mazhar, onun nuru olmak lâzım gelir."

Sözler · s.943 Tam metni oku →

"Dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur."

Mesnevî-i Nuriye · s.183 Tam metni oku →

"Büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur."

Mesnevî-i Nuriye · s.183 Tam metni oku →

"Bidayet-i hayatına ve levazım-ı beşeriyetine ve ahval-i zahiriyesine ince bir kışır, nazik bir kabuk nazarıyla bakılmalıdır ki, o kışır içerisinden, iki âlemin güneşi ve Tuba gibi şecere-i Muhammediye (a.s.m.) çıkmıştır."

Mesnevî-i Nuriye · s.134 Tam metni oku →

"Salâvat-ı şerifeyi getiren adam, Zat-ı Peygamberîyi (a.s.m.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taallûk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salâvat getirmeye müşevviki olsun."

Mesnevî-i Nuriye · s.138 Tam metni oku →

"Kâinat bir şeceredir. anasır onun dallarıdır. nebatat yapraklarıdır. hayvanat onun çiçekleridir. insanlar onun semereleridir. Bu semerelerden en ziyadar, nurlu, ahsen, ekrem, eşref, eltaf Seyyidü’l-Enbiya ve’l-Mürselîn, İmamü’l-Müttakîn, Habibi Rabbü’l-âlemîn Hazret-i Muhammed’dir."

Mesnevî-i Nuriye · s.316 Tam metni oku →

"İnsanlardan bir çekirdek var ki, Cenab-ı Hak şecere-i hilkati o çekirdekten inbat etmiştir. O çekirdek de ancak ve ancak bütün ehl-i kemalin ve belki nev-i beşerin nısfının ittifakıyla efdalü’l-halk, seyyidü’l-enâm Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır."

Mesnevî-i Nuriye · s.293 Tam metni oku →

"Camiiyeti dolayısıyla insan-ı kâmil, halk-ı eflâke ille-i gaiye olduğu gibi, halk-ı kâinata da semere ve netice olmuştur."

Mesnevî-i Nuriye · s.298 Tam metni oku →

"Kâinatı bu kadar mucizat-ı san’atla tezyin eden o Zat-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette, bilbedahe, zîşuurlar içinde en mümtaz birisini Kendine muhatap ve tercüman ve ibadına mübelliğ ve imam yapacaktır."

Lem'alar · s.176 Tam metni oku →

"Allah’ı sevmek, Onun marziyatını yapmaktır. Marziyatı ise, en mükemmel bir surette zat-ı Muhammediyede (a.s.m.) tezahür ediyor."

Lem'alar · s.186 Tam metni oku →

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hilkaten en mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette halk edildiğinden, harekât ve sekenatı itidal ve istikamet üzerine gitmiştir."

Lem'alar · s.189 Tam metni oku →

"Rahmeten Li’l-âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesile ise, salâvattır. Evet, salâvatın manası rahmettir."

Lem'alar · s.262 Tam metni oku →

"Umum ümmetin, Rahmeten Li’l-âlemîn olan Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, hadsiz bir kesretle, rahmet manasıyla salâvat getirmeleri, rahmet ne kadar kıymettar bir hediye-i İlâhiye ve ne kadar geniş bir dairesi olduğunu parlak bir surette ispat eder."

Lem'alar · s.262 Tam metni oku →

"Zat-ı Ahmediyeye (a.s.m.) gelen rahmet, umum ümmetin ebedî zamandaki ihtiyacatına bakıyor. Onun için, gayr-i mütenahi salât yerindedir."

Lem'alar · s.624 Tam metni oku →

"O zat-ı Ahmediye (a.s.m.), ubudiyeti cihetiyle, halktan Hakka teveccühü hasebiyle, rahmet manasındaki salâtı ister. Risaleti cihetiyle, Haktan halka elçiliği haysiyetiyle selâm ister."

Lem'alar · s.625 Tam metni oku →

"Bütün nimet hazinelerini açmak salâhiyetinde olan, nimet-i imana vesile olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm dahi öyle bir nimettir ki, nev-i beşer ilelebet o zatı (a.s.m.) meth ü sena etmeye borçludur."

Lem'alar · s.719 Tam metni oku →

"Herbir harfinde yüzer manalar, hikmetler bulunan bu kitab-ı kebir-i kâinatın muhatabı olan nev-i insan içinde, elbette bir rehber-i ekmel, bir muallim-i ekber bulunacak."

Lem'alar · s.888 Tam metni oku →

"Evet, evet, evet! Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek."

Lem'alar · s.924 Tam metni oku →

"Nasıl kâinat insan için yaratılmış ve kâinattan maksut ve müntehap insandır. Öyle de, insandan dahi en büyük maksut ve en kıymettar müntehap ve en parlak âyine-i Ehad ve Samed, elbette Ahmed-i Muhammeddir."

Lem'alar · s.960 Tam metni oku →

"Maden-i kemalât ve muallim-i ahlâk-ı âliye olan o dellâl-ı vahdaniyet ve saadet, kendi kendine söylemiyor, belki söylettiriliyor. Evet, Hâlık-ı Kâinat tarafından söylettiriliyor."

Mektubat · s.325 Tam metni oku →

"Mu’cizatıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz."

Mektubat · s.559 Tam metni oku →

"Hakikat-i Muhammediye (a.s.m.), kâinatın çekirdek-i aslîsi, bir sebeb-i hilkati ve en mükemmel meyvesi olduğunu milyarlar ehl-i iman tereddütsüz tasdik ederek kabul etmişler."

Şuâlar · s.983 Tam metni oku →

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma salâvat getirmek, tek başıyla bir tarik-ı hakikattir. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nihayet derecede rahmete mazhar olduğu hâlde, nihayetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir."

Barla Lâhikası · s.430 Tam metni oku →

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ümmetin dertleriyle alâkadar ve saadetleriyle nasibedardır. Nihayetsiz istikbalde, ebedü’l-âbâdda, nihayetsiz ahvale maruz ümmetin, bütün saadetleriyle alâkadarlığının ihtiyacındandır ki, nihayetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir."

Barla Lâhikası · s.430 Tam metni oku →

"Resul-i Ekrem hem abd, hem resul olduğundan, ubudiyet cihetiyle salât ister, risalet cihetiyle selâm ister."

Barla Lâhikası · s.430 Tam metni oku →

"Zât-ı Zülcelâlin seni nübüvvetle ve maddî-manevî temin-i adâletle müşerref ettiği gibi, cennette Kevser’i ihsan ediyor."

Emirdağ Lâhikası · s.364 Tam metni oku →

"Beşir ve Nezirin (a.s.m.) basar ve basireti, hakikati hayalden tefrik edememekten münezzehtir, celîldir, celîdir; veya insanları kandırarak mağlâtalara düşürtmekten, meslek-i âlîleri ganîdir, âlîdir, temizdir, tahirdir!"

İşârâtü'l-İ'câz · s.282 Tam metni oku →

"O Zat, vahy-i İlâhînin makesi olan masum ruhuyla zaman ve mekânı tayyederek o zamanın en derin derelerine girmiş ve gördüğü gibi söylemiştir."

İşârâtü'l-İ'câz · s.263 Tam metni oku →

"Maden-i sehavet olan yed-i mübarekesinden maye-i hayat olan suyun nebeanıyla, menba-ı hidayet olan lisanından, maye-i ervah olan zülâl-i hidayetin feveranını hissen tasvir ediyor."

Muhâkemat · s.212 Tam metni oku →

"Âyinedir bu âlem, her şey Hak ile kaim, Mir’at-ı Muhammed’den, Allah görünür daim."

Barla Lâhikası · s.117 Tam metni oku →

"Madem Süleyman Efendinin Mevlidi rağbet-i ammeye mazhariyeti delâletiyle, o zat ehl-i velâyettir ve ehl-i hakikattir; elbette irae ettiği mana sahihtir."

Mektubat · s.510 Tam metni oku →

"Salâvat-ı bînihaye, ol Server-i Kâinat ve Fahr-ı Âleme hediye olsun."

Muhâkemat · s.17 Tam metni oku →
Kart hazırlanıyor…