"Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Feraiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır."
"Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz, meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. o keyfinize kâfidir."
"Sizdeki gençlik kat’iyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup, başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette, kendi lezzetinden çok ziyade belâlar ve elemler getirecek."
"Terbiye-i İslâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak."
"Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir. Cenab-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin."
"Gençlik damarı, akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, akıbeti görmez. bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder. bir dakika intikam lezzeti ile katleder, seksen bin saat hapis elemlerini çeker."
"Gençlerin çok vartaları var ki, en tatlı hayatını en acı ve acınacak bir hayata çeviriyorlar. Ve bilhassa şimalde koca bir devlet, gençlik hevesatını elde ederek, bu asrı fırtınalarıyla sarsıyor."
"Gençlik nimetine istikametle, taatle şükretse, hem ziyadeleşir, hem bâkîleşir, hem lezzetlenir. Yoksa hem belâlı olur, hem elemli, gamlı, kâbuslu olur, gider."
"Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı. çalışınız, ahiretiniz dahi ağlamasın ve hayat-ı bâkiyeniz gülsün, tatlılaşsın."
"Bir saat muvakkat elem, ruhta bir manevî lezzet bırakır ve lezzetli saat, bilâkis, elem bırakır."
"İnsanın helâl sa’yiyle, meşru dairede gördüğü zevkler, lezzetler, keyfine kâfidir; harama girmeye ihtiyaç bırakmaz."
"Yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-i meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir."
"İhtiyarlıkta daha ziyade ibadete muvaffakıyet ve merhamet-i İlâhiyeye daha ziyade liyakat kazandığını düşünürsün. Ehl-i gaflet gibi beş on senelik bir gençlik lezzetine mukabil, elli senede 'Eyvah, gençliğim gitti.' diye teessüf edip gençliğe ağlamayacaksın."
"İbadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi, dâr-ı saadette ebedî bir gençliktir."
"İşlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar."
"Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var."
"Dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. hususan meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor."
"Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalp, vicdan, ruh için manevî hastalıklardır."
"Gençlik, eğer ehl-i kalp, ehl-i huzur ve aklı başında ve kalbi yerinde bulunan mü’minlerde olsa, ibadete ve hayrata ve ticaret-i uhreviyeye sarf edilse, en kuvvetli bir vesile-i ticaret ve güzel ve şirin bir vasıta-i hayrattır."
"Gençlik, vazife-i diniyesini bilip sû-i istimal etmeyenlere, kıymettar, zevkli bir nimet-i İlâhiyedir. Eğer istikamet, iffet, takva beraber olmazsa, çok tehlikeleri var; taşkınlıklarıyla saadet-i ebediyesini ve hayat-ı uhreviyesini zedeler."
"Her şey gibi, elbette gençliğin dahi lezzetleri gidecek. Eğer ibadete ve hayra sarf edilmişse, o gençliğin meyveleri onun yerinde bâkî kalıp, hayat-ı ebediyede bir gençlik kazanmasına vesile olur."
"Kötü hasletler, batıl itikatlar, günahlar, bid’alar; manevî kirlerden olduklarını unutmamalıyız."
"Bin mütedeyyin ve Cehennem hapsini her vakit tahattur eden adamların idare ve inzibatı, on namazsız ve itikatsız, yalnız dünyevî hapsi düşünen ve haram-helâl bilmeyen ve kısmen serseriliğe alışan adamlardan daha kolay olduğu çok tecrübelerle görülmüş."
"Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek."
"Eğer o fânî ve geçici gençliğini iffetle hayrata istikamet dairesinde sarf etse, onunla ebedî, bâkî bir gençliği kazanacağını bütün semavî fermanlar müjde veriyorlar."
"Gençlerin gençliğinin suiistimalinden ve taşkınlıklarından ve gayr-i meşru keyiflerin cezası olarak gelen tokatlardan eyvahlar ve ağlamalar ve esefler işiteceksin."
"Gençlik nimetine bir şükür olarak, o tatlı nimeti iffette, istikamette sarf etmek lâzım ve elzemdir."
"Merak etmeyiniz. Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek Ve parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor."
"Gençler, ahiret imanını kaybetseler ve Cehennem azabını tahattur etmezlerse, hayat-ı içtimaiyede, ehl-i namusun malı ve ırzı ve zayıf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır."
"Cehennem gibi bir zindanı bulunan bir Padişah-ı Zülcelâlin melâikeleri beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar. Ben başıboş değilim ve vazifedar bir yolcuyum."
"Masiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü, o masiyete devam eden, ülfet peyda eder, Sonra ona aşık ve müptelâ olur. terkine imkân bulamayacak dereceye gelir."
"En nihayet nedamet edip terk etmeyenlerin kalbi küsufa tutulur, mahvolur, gider. el-iyazü billâh!"
"Cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Çünkü, kalbin kasavetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün yıldızlarını küsufa tutturur."
"Lezzetlerin zevalinden sonra kalan dumanları, günahlarıdır."
"Ahireti bilen ve dünyanın hakikatini keşfeden, aklı varsa pişman olmaz, yeniden dünyaya dönüp uğraşmaz."
"Kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedî, daimî hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın kârı değil."
"En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır."
"Helâl-haram demeyip rastgelen şeye saldırmak, âdeta manevî hayatını da zehirler. Daha kalbe ve ruha itaat etmek, o nefse güç gelir, serkeşâne dizginini eline alır. Daha insan ona binemez; o insana biner."
"Ona çok hazin teessüf ettirecek. 'Eyvah! Hem gençlik gitti, hem ömür gitti. hem müflis olarak kabre gidiyorum. Keşke aklımı başıma alsaydım!' dedirecek."
"Batıl şeyleri iyice tasvir, safî zihinleri idlâldir."
"Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenâsi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler."
"Dünyada masiyetin akıbeti, ikab-ı uhreviye delildir."
"En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır. Zira, atalet ademin biraderzadesidir. Sa’y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır."
"Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinâb etmek; ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır."
"Sizler baktınız, günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim?"
"Bu zamanlarda öyle günahlar, zulümler oluyor ki, rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor, mâsum hayvanlar da azap çekerler."
"Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma. Düşün ki, fâni zevkler, sana mânevî elemler, teessüfler bırakıyor."
"Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir."
"Büyük bir hasene ve iyilik, çok günahlara keffâret olur."
"Nurun mesleği, hakikat ve sünnet-i seniye ve feraize dikkat ve büyük günahlardan çekinmek esastır."
"Medeniyet-i garbiye-i hâzıra, semavî dinleri tam dinlemediği için, beşeri hem fakir edip ihtiyacatı ziyadeleştirmiş. İktisat ve kanaat esasını bozup israf ve hırs ve tamahı ziyadeleştirmeye, zulüm ve harama yol açmış."
"Vacibin mukaddemesi vacip, haramın mukaddemesi haramdır."