"Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinâb etmek; ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır."
"Böyle kebair-i azîme içinde amel-i salihin ihlâsla muvaffakıyeti pek azdır. Hem, az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir."
"Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur."
"Kur’ân-ı Kerîm, takvayı üç mertebesiyle zikretmiştir: Birincisi; şirki terk, ikincisi; maasiyi terk, üçüncüsü; masivaullahı terk etmektir."
"Din yalnız iman değil; belki amel-i salih dahi dinin ikinci cüz’üdür."
"Sultan-ı Ezelîye iman ile intisap eden ve amel-i salih ile itaat eden bir insan, şu misafirhane-i dünya menzillerinden ve âlem-i berzah ve âlem-i mahşer dairelerinden ve hakeza kabirden sonraki bütün âlemlerin geniş hudutlarından berk ve burak sür’atinde geçer, tâ saadet-i ebediyeyi bulur."
"Risale-i Nur dairesinde sadâkat ve hizmet ve takva ve içtinab-ı kebair derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahip olur. Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvada, ihlâsta, sadâkatte çalışmak gerektir."
"Bu dünya dârü’l-hizmettir; ücret almak yeri değildir. A’mal-i salihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, ahirettedir. O bâkî meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, ahireti dünyaya tâbi etmek demektir."
"Ey ehl-i iman! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur’ân tezgâhında yapılan takvadır."
"İnsanın Allah’a karşı ubudiyet, vazifesidir. terk-i kebair, takvasıdır. nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır."
"Ey nefis! Eğer takva ve amel-i salih ile Hâlıkını razı ettiysen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; O kâfidir."
"Zabıta efradı ehl-i takvâ olup kebâirden kendilerini muhafaza ve feraizi yapmasını vazifeleri iktiza ediyor. Ve ona ihtiyac-ı şedid var. Tâ ki karşısındaki mânevî tahribatçılara karşı âsâyiş ve emniyet-i umumiyeye ait vazifelerini tam yapabilsinler."
"Mümkün oldukça namahreme nazar etme."
"Takva namıyla ve günahtan kaçınmak kastıyla menfi ibadetten gelen ehemmiyetli a'mal-i salihadır."
"Takva, tabakat-ı mezkûrenin ibadetlerine terettüp ettiğinden, takvanın bütün kısımlarına, mertebelerine de şamildir."
"Hiçbir fasık yoktur ki, salih olmasını temenni etmesin."
"Nasıl Allah’tan korkmuyorsunuz? Hâlbuki, taşlardan ibaret olan dağlar, Onun haşyetinden ezilip dağılıyor."
"Hâlık-ı Zülcelâlinden havf etmek, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Havf bir kamçıdır, Onun rahmetinin kucağına atar."
"İnsanın havf ve muhabbeti halka teveccüh ettiği takdirde, havf bir belâ, bir elem olur. muhabbet bir musibet gibi olur."
"Hayat-ı dünyeviyede hakikî lezzet iman dairesindedir ve imandadır. Ve a’mal-i salihanın herbirisinde bir manevî lezzet var."
"İttika, imana tâbidir. Yani ittika, iman olduktan sonra husule gelir."