"Sâni-i Kâinat, elbette kâinat cinsinden değildir. Mahiyeti, hiçbir mahiyete benzemez."
"Sâni-i Kadim-i Ezelî, kâinatın ihtiva ettiği eşyanın cismiyet, cihetiyet, tagayyür, temekkün gibi istilzam ettikleri levazım ve evsaftan berî ve münezzehtir."
"Cenab-ı Hak bize gayet kariptir; biz Ondan gayet derecede uzağız."
"Hiçbir şey O'na perde olamaz. Fakat her şey nihayet derecede O'ndan uzaktır."
"Müteaddit şeyleri intizamla daimî tağyir ve tahrik eden bir zat, mütegayyir olmamak ve hareket etmemek lâzım gelir."
"İntizamla tahrik eden hareket etmemek ve devamla tağyir eden mütegayyir olmamak gerektir, tâ ki o iş intizamla devam etsin."
"Ne zatında, ne sıfâtında, ne ef’alinde naziri yoktur, misli olmaz, şebihi yoktur, şeriki olmaz."
"Hayat, Ona zatîdir. Zatî olan, zail olamaz."
"Ezelî olan, elbette ebedîdir. Kadim olan, elbette bâkîdir."
"Evet, bir hayat ki, vacip bir vücut onun lâzımı ve ünvanıdır; elbette adem ve fenâ hiçbir cihetle ona arız olamaz."
"Hakaik-ı sabite-i kâinat ona istinat eder, onunla kaimdir. elbette, hiçbir cihetle fenâ ve zeval ona arız olamaz."
"Cenab-ı Hak, mevcudata karşı, tevlit ve tevellüdü işmam edecek bütün rabıtalardan münezzehtir. Şerik ve muinden ve hemcinsten müberradır. Belki mevcudata karşı nispeti, hallâkıyettir."
"Cenab-ı Hak ezelîdir, ebedîdir, Evvel ve Ahirdir. Hiçbir cihette ne zatında, ne sıfâtında, ne ef’alinde naziri, küfvü, şebihi, misli, misali, mesili yoktur."