"Şükür nimette in’amı görmek demektir. İn’amı görmek, nimetin zevalinden hâsıl olan elemi def’eder. Zira nimet zail olduğundan Mün’im-i Hakikî onun yerini boş bırakmaz; misliyle doldurur ve teceddüdünden lezzet alırsın."
"Nimet-i İlâhiye bir şükran ister ki devam etsin, ziyade olsun. Yoksa nimet şükrü görmezse gider."
"Kur’ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. öyle de, Kur’ân-ı kebir olan şu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimi şükürdür."
"Hamd ve sena, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır."
"Ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur."
"Şükrün mikyası kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir."
"Hem şükür içinde, safî bir iman var, halis bir tevhit bulunur."
"Rızkın, aşka lâyık bir sureti var, O da şükür ile o suret görünür. Yoksa ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır."
"Hâlık-ı Rahman'ın, ibadından istediği en mühim iş şükürdür. Furkan-ı Hakîmde gayet ehemmiyetle şükre davet eder."
"Şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür."
"Şükrün envaı var. O nevilerin en camii ve fihriste-i umumiyesi, namazdır."
"Rızka iştiha ve iştiyak, bir nevi şükr-ü fıtrîdir."
"Dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin 'Elhamdülillâh' kelimesi, Cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip sana takdim edilir. Burada meyve yersin, orada 'elhamdülillâh' yersin."
"Divane olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiş."
"Hâlık-ı Rahîm, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasaretli bir istihfaftır."
"Şükürde bir zahmet yoktur. Bilakis nimetin lezzetini arttırır. Çünkü şükür, nimette in’amı görmek demektir."
"Mazide şükrünü eda etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır."
"Umumî nimetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek, en büyük küfran-ı nimet sayılır."
"İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur. Bilakis, daima Ona şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memlûküdür."
"Derece-i hararet gibi, her musibette bir derece-i nimet vardır. Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nimeti görüp, Allah’a şükretmeli."
"Hamd ise, ibadetin icmalî bir sureti ve küçük bir nüshasıdır."
"Hamdin en meşhur manası, sıfât-ı kemaliyeyi izhar etmektir."
"En âlâ ve en yüksek tarik olan tarik-ı ubudiyet ve mahbubiyetin dört esasından en büyük esası şükürdür."
"Teşekki, kaderi tenkit; ve teşekkür, kadere teslimdir."
"Nimet ve rahmet-i ilâhiyenin fiyatı, şükürdür. Biz şükrü hakkıyla vermedik. Evet, rahmetin fiyatını şükürle vermediğimiz gibi; zulmümüzle, isyanımızla gazabı celb ediyoruz."
"Kâinatı bu derece in’amat ile dolduran Zat-ı Kerîm-i Zülcemal, zîşuurlardan o nimetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir."
"Şükür nimeti ziyadeleştirir, gaflet ise kaçırır."
"İbadet, şükürdür. şükür, Mün’ime edilir; Yani nimetleri veren Zata şükretmek vaciptir."