"İman bir manevî Tuba-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise manevî bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor."
"Selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyette ve imandadır."
"Her hakikî hasenat gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir."
"Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur."
"İman, dizginini cism-i hayvanînin elinden alıp kalbe, ruha teslim ettiği için, maziye nüfuz ve müstakbele hulûl edebilir. Çünkü kalp ve ruhun daire-i hayatı geniştir."
"İman, insanı Sâni-i Zülcelâline nispet ediyor. İman bir intisaptır."
"İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyine çıkar, Cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i safilîne düşer, Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer."
"Kat’-ı intisaptan ibaret olan küfür, insanın içine girse, o vakit bütün o manidar nukuş-u esma-i İlâhiye karanlığa düşer, okunmaz."
"İman nasıl ki bir nurdur; insanı ışıklandırıyor, üstünde yazılan bütün mektubat-ı Samedâniyeyi okutturuyor. öyle de, kâinatı dahi ışıklandırıyor. zaman-ı mazi ve müstakbeli, zulümattan kurtarıyor."
"İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir."
"İman tevhidi, tevhit teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder."
"İman, insanı insan eder. belki insanı sultan eder."
"İman, yalnız ilim ile değil, imanda çok letaifin hisseleri var."
"İlim ile gelen mesail-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecata göre ruh, kalp, sır, nefis ve hakeza, letaif kendine göre birer hisse alır, masseder."
"Kıymetli kardeşlerim! Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük meselesi imanı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır."
"Ah, ne bahtiyardır o insan ki, bir mü’min kardeşinin imanının kurtulmasına sebep olur!"
"İman ne kadar kıymettar ve hayattardır ki, hangi şeye girse canlandırır ve bir şulesi böyle fânî hayatı, bâkiyâne hayatlandırır, üstündeki fenâyı siler."
"İman hakikati öyle bir çekirdektir ki, eğer tecessüm etse, bir Cennet-i hususiye ondan çıkar, o çekirdeğin Şecere-i Tubası olur."
"Onu tanıyan ve itaat eden, zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır."
"İki cihanın ve iki hayatın medar-ı saadeti yalnız imandır."
"Bir Müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz hüccetlere dayanıyor ki, inkârda hiçbir özür kalmıyor, Âdeta akıl kabulde mecbur oluyor."
"İman, altı rüknünden çıkan öyle bir vahdanî hakikattir ki, tefrik kabul etmez. Ve öyle bir küllîdir ki, tecezzi kaldırmaz. Ve öyle bir külldür ki, kabil-i inkısam olmazlar."
"Kimin için Allah var, ona her şey var. ve kimin için yoksa, her şey ona yoktur, hiçtir."
"İman ve tevhid yolu gayet kısa ve doğru ve müstakim ve kolaydır ve küfür ve inkâr yolları gayet uzun ve müşkülâtlı ve tehlikelidir."
"Ehl-i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur."
"İmanlı fazilet, medar-ı tahakküm olmadığı gibi, sebeb-i istibdat da olamaz. Tahakküm ve tagallüp etmek faziletsizliktir."
"Madem O var, sana bakar; sana her şey var. Asıl gurbette, kimsesizlikte kalan odur ki, iman ve teslimiyetle Ona intisap etmesin veya intisabına ehemmiyet vermesin."
"İman ise, her şeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür."
"Zerrat-ı âlemin adedince iman nimetlerine hamd ü sena etmek bir borçtur."
"Saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanın kuvvetleşmesi ehemmiyeti çok azîmdir. İmanın bir zerre kadar kuvveti ziyade olması, bir hazinedir."
"Böyle bir Sultana ubudiyet ve imanla intisap etmek ve şu dünyada Ona misafir olmak ne kadar âlî bir saadet, ne derece büyük bir şeref olduğunu kıyas et."
"Şüpheler, erkân-ı imaniyenin zaafından ileri geliyor."
"Hayat-ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vasıta ve saadet-i ebediyenin anahtarı imandır."
"Şu perişan dünyada, avare nev-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta, sahipsiz, hamîsiz bir surette, âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder?"
"Kur’ân’a ve imana ait her şey kıymetlidir; zahiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir."
"İnsanın hem şahsı, hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri için, her zaman tecdid-i imana muhtaçtır."
"Bir insan Allah’a halis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur."
"İmana gel ki, elemden emin olasın."
"İman, Şems-i Ezelîden vicdan-ı beşere ihsan edilen bir nur ve bir şuadır ki, vicdanın içyüzünü tamamıyla ışıklandırır."
"İman, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrisini icmalen tasdik etmekten hâsıl olan bir nurdur."
"Hidayet haddizatında büyük bir nimettir ve vicdanî bir lezzettir ve ruhun Cennetidir."
"Gözünü aç, hakikati müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar."
"İman-ı tahkikî ilmelyakinden hakkalyakine yakınlaştıkça daha selp edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkik hükmetmişler."
"İman-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letaife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor."
"İman-ı tahkikînin vusulüne vesile olan bir yolu, velâyet-i kâmile ile keşif ve şuhut ile hakikate yetişmektir."
"Şu zamanda iman-ı tahkikînin dersini vermek pek büyük bir fazilettir ve kudsî bir vazifedir."
"İman-ı tahkikîyi taşıyan bir mü’min, çok mü’minlere bir nokta-i istinat olur ki, şuursuz olarak avam-ı mü’minîn o iman-ı tahkikî sahibinin kuvvet-i imanına istinat ederek kuvve-i maneviyeleri kırılmaz; dalâletlere karşı dayanırlar."
"Bütün ilimlerin ve mârifetlerin ve kemalât-ı insaniyenin en büyüğü imandır ve iman-ı tahkikîden gelen tafsilli ve burhanlı mârifet-i kudsiyedir."