"Ahiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır."
"İnsan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor."
"Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez."
"İbadetin manası şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemal-i rububiyetin ve kudret-i samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir."
"Sonra, o Rabbü’l-âlemînin ulûhiyetinin izharına karşı, zaaf içinde aczlerini, ihtiyaç içinde fakrlarını ilândan ibaret olan ubudiyet ile ve ubudiyetin hulâsası olan namaz ile mukabele ettiler."
"Nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve müptelâ ve nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti, herşeye kadir bir Rahîm-i Kerîmin kapısını niyaz ile çalmakla elde edilebilir."
"Ey insan! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlûkat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkâf etsen, âciz mahlûkata zelil bir abd olursun."
"Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere, seyyarattan zerrelere kadar her şey Cenab-ı Hakka secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Fakat ibadetleri, mazhar oldukları esmalara ve kabiliyetlerine göre ayrı ayrıdır, çeşit çeşittir."
"Ey nefis! Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır."
"Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubudiyetle muvazzafız."
"Ahlâk-ı İlâhiye ile muttasıf olup Cenab-ı Hakka mütezellilâne teveccüh edip, acz, fakr, kusurunuzu bilip dergâhına abd olunuz."
"Sultan-ı Ezelîye iman ile intisap eden ve amel-i salih ile itaat eden bir insan, şu misafirhane-i dünya menzillerinden ve âlem-i berzah ve âlem-i mahşer dairelerinden ve hakeza kabirden sonraki bütün âlemlerin geniş hudutlarından berk ve burak sür’atinde geçer, tâ saadet-i ebediyeyi bulur."
"Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşu boşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fânî dünyana bedel, bâkî bir Cennet seni bekler."
"Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın."
"Ubudiyetin ise sırr-ı esası niyaz, şükür, tazarru, huşû, acz, fakr, halktan istiğna cihetiyle o hakikatin kemaline mazhar olur."
"Bâkî-i Hakikînin muhabbet, marifet, rızası yolunda bir saniye, bir senedir. Eğer Onun yolunda olmazsa, bir sene bir saniyedir. Belki Onun yolunda bir saniye lâyemuttur, çok senelerdir. Ve dünya cihetinde ehl-i gafletin yüz senesi bir saniye hükmüne geçer."
"Hilkat-i kâinatın bir netice-i azamı, ubudiyet-i insaniyedir ve rububiyet-i İlâhiyeye karşı iman ve itaatle mukabeledir."
"İnsan, ubudiyetin azameti cihetiyle Hâlık-ı Arz ve Semavatın mahbup bir abdi ve arzın halifesi, sultanı ve hayvanatın reisi ve hilkat-i kâinatın neticesi ve gayesi oluyor."
"Ubudiyetin esası olan, acz ve fakr ve kusur ve naksını bilmek ve niyaz ile dergâh-ı ulûhiyete karşı secde etmeye bedel naz ve fahir suretinde gidenler, zerrecik kalbini Arşa müsavi tutar. Katre gibi makamını, deniz gibi evliyanın makamatıyla iltibas eder."
"Cenab-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; manen hastasın."
"İbadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez."
"Siz ubudiyet için halk olunmuşsunuz. Netice-i hilkatiniz ubudiyettir. Rızka çalışmak, emr-i İlâhî noktasında bir nevi ubudiyettir."
"Herkesin bütün saadetleri, bir Rabb-i Rahîme olan teslimiyete bağlıdır."
"Allah’a abd olana her şey musahhardır. olmayana her şey düşmandır."
"Bir insan Allah’a halis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur."
"Vücudunu Mucidine feda et. mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü, feda etmediğin takdirde, ya bad-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan, yine Ona rücu eder."
"Feraizin terkinde, doksan dokuz ihtimal-i zarar var. Yalnız gaflet ve dalâlete istinat, tek bir ihtimal-i necat olabilir."
"Allah’a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve herşeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu ettiğini bilmekle olur."
"Allah’a abd ve hizmetkâr olana her şey hizmetkâr olur."
"İnsan, herbir şeye muhtaç olduğu cihetle, her şeyin melekûtu elinde ve her şeyin hazinesi yanında olan Zat-ı Akdesten maada kimseye ibadet edemez."
"İbadet, abdin Allah’a karşı bir hizmetidir. iane de, o hizmete karşı bir ücret gibidir."
"İbadet, fikirleri Sâni-i Hakîme çevirttirmek içindir. Abdin Sâni-i Hakîme olan teveccühü, itaat ve inkıyadını intaç eder. İtaat ve inkıyat ise, abdi intizam-ı ekmel altına idhal eder."
"Akaidî ve imanî hükümleri kavi ve sabit kılmakla meleke hâline getiren, ancak ibadettir."
"Evet, Allah’ın emirlerini yapmaktan ve nehiylerinden sakınmaktan ibaret olan ibadetle, vicdanî ve aklî olan imanî hükümler terbiye ve takviye edilmezse, eserleri ve tesirleri zayıf kalır."
"İnsanın o yüksek ruhunu inbisat ettiren, ibadettir."
"İstidatlarını inkişaf ettiren, ibadettir."
"Meyillerini temyiz ve tenzih ettiren, ibadettir."
"Emellerini tahakkuk ettiren, ibadettir."
"Fikirlerini tevsi’ ve intizam altına alan, ibadettir."
"Şeheviye ve gadabiye kuvvelerini had altına alan, ibadettir."
"Zahirî ve bâtınî uzuvlarını ve duygularını kirleten tabiat paslarını izale eden, ibadettir."
"İnsanı, mukadder olan kemalâtına yetiştiren, ibadettir."
"Abd ile Mabud arasında en yüksek ve en lâtif olan nispet, ancak ibadettir. Evet kemalât-ı beşeriyenin en yükseği, şu nispet ve münasebettir."
"İbadet, yaratılışın ücreti ve neticesidir. Bu itibarla sevap, ibadetin ücreti olmayıp, ancak Cenab-ı Hakk'ın kereminden olduğuna işarettir."
"İbadetle yapılan tekliften hâsıl olan meşakkat, hitab-ı İlâhiyeden neş’et eden zevk ve lezzetle karşılanır ve insanlara ağır gelmez."
"Hitap suretiyle ibadeti teklif etmek, abd ile Hâlık arasında vasıta olmadığına işarettir."
"İbadetin yapılması, ateşe girmemeye vesiledir."
"Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur."
"Namazdan, ibadetten dünyevî maksatlar niyet edilse, yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur."
"Bütün kâinatın en büyük gayesi ubudiyet-i insaniyedir."
"İnsanın sair zîhayatlar üstündeki tefevvuku ve rütbesi ise, yüksek seciyeleri ve cemiyetli istidatları ve küllî ubudiyetleri ve geniş vücudî daireleri itibarıyladır."