"Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin azamlarındandır."
"Ramazan-ı Şerifteki oruç; hakikî ve halis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır."
"Zenginler fukaranın acınacak acı hâllerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Eğer oruç olmazsa, nefisperest çok zenginler bulunabilir ki, açlık ve fakirlik ne kadar elîm ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez."
"Ramazan-ı Şerifteki oruç, en gafillere ve mütemerritlere, zaafını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor."
"Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescit hükmüne geçiyor. Öyle bir mescit ki, milyonlarla hafızlar, o mescid-i ekberin köşelerinde o Kur’ân’ı, o hitab-ı semavîyi arzlılara işittiriyorlar."
"Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mal, bire bindir."
"Ramazan-ı Şerif bu fânî dünyada, fânî ömür içinde ve kısa bir hayatta bâkî bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır. Evet, birtek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir."
"Ramazan-ı Şerif âdeta bir ahiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hâsılat için gayet münbit bir zemindir."
"Orucun ekmeli ise; mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani muharremattan, malâyaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevk etmektir."
"Ramazan-ı Şerifte mü’minler derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, manevî sürurlara mazhar oluyorlar. Kalp ve ruh, akıl, sır gibi letaifin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar masumâne gülüyorlar."
"Ramazan-ı Şerifteki oruç doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. aczini, zaafını, fakrını gösterir. abd olduğunu bildirir."
"Şehr-i ramazan, Leyle-i Kadri ihata ettiği için, kendisi de ömür içinde bir Leyle-i Kadirdir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar."
"Ramazan’da, akıldan ziyade kalp hissedardır, ruh hareket eder."