"Cenab-ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur. nehyeder, sonra kabih olur."
"Bir hükmün hikmeti ayrıdır, illeti ayrıdır. Hikmet ve maslahat ise, tercihe sebeptir; icaba, icada medar değildir. İllet ise, vücuduna medardır."
"Seferde namaz kasredilir, iki rekât kılınır. Şu ruhsat-ı şer’iyenin illeti seferdir, hikmeti ise meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat hiç olmasa da namaz kasredilir. Çünkü illet var."
"Zaruret haramı helâl derecesine getirir."
"Cadde-i kübra, elbette velâyet-i kübra sahipleri olan Sahabe ve asfiya ve Tâbiîn ve eimme-i Ehl-i Beyt ve eimme-i müçtehidînin caddesidir ki, doğrudan doğruya Kur’ân’ın birinci tabaka şakirtleridir."
"Umum müçtehidîn değil; belki Ebu Hanife, Malik, Şafiî, Ahmed ibni Hanbel şahların, aktapların fevkindedirler. Fakat hususî faziletlerde Şah-ı Geylânî gibi bazı harika kutuplar, bir cihette daha parlak makama sahiptirler. Fakat küllî fazilet imamlarındır."
"Mezahibin ihtilâfı ise, Sahib-i Şeriatın gösterdiği nazarî düsturların tarz-ı tefehhümünden ileri gelmiştir. “Zaruriyat-ı diniye” denilen ve kabil-i tevil olmayan ve “muhkemat” denilen düsturları ise, hiçbir cihette kabil-i tebdil değildir ve medar-ı içtihat olamaz."
"Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, me’hazdaki kudsiyet imtisale sevk eder."
"Şeriatın yüzde doksanı (zaruriyat ve müsellemat-ı diniye) birer elmas sütundur. Mesail-i içtihadiye-i hilâfiye, yüzde ondur. Doksan elmas sütun, on altının himayesine verilmez. Kitaplar ve içtihatlar Kur’ân’a dürbün olmalı, âyine olmalı; gölge ve vekil olmamalı."
"Her müstait, nefsi için içtihat edebilir, teşri’ edemez."
"Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir."
"Fırtına ve zelzele zamanında, değil, içtihat kapısını açmak, belki pencerelerini de kapatmak maslahattır. Lâubalîler ruhsatlarla okşanılmaz; azimetlerle, şiddetle ikaz edilir."
"Muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki ölmeyecek kadar yiyebilir."
"Şeriatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvî hüzünleri, Rabbanî aşkları iras eden sesler helâldir. Yetimâne hüzünleri, nefsanî şehevatı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır."
"Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur."
"Eğer mescide gidip gelmekte kebaire maruz kalırsa, halvethanesinde bulunması lâzımdır."
"Eğer Kur’ân okunurken, namazın, tesbihatın tetimmesi ise, kıbleye karşı duranlar, vaziyetlerini bozmamak evlâdır. Yalnız müezzinin önündeki adam arkasını çevirsin, yahut çekilsin. Eğer Kur’ân müstakil olarak okunursa, okuyana karşı teveccüh etmek evlâdır."
"Üç ihlâs, bir fatiha, muhtasar bir hatim hükmünde olduğundan ona vakit tahdit edilmez. Her vakitte gayet müstahsendir."
"Eğer mütedeyyin bir hekim-i hâzıkın gösterdiği ihtiyaca binaen kaplama sureti olsa, altındaki diş ağzın zahirîsinden çıkar, bâtın hükmüne geçer. Gusülde yıkanmaması, guslü iptal etmez."
"İki Ramazan için bir kefaret kâfidir. Müteaddit vakıalara bir kefaret kifayet eder. Çünkü tedahül vardır."
"Şâfiî Mezhebinde Cumanın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fatiha okumaktır."
"Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur."
"Hadd-i şeriattan çıktıkları vakit, münafık değil, ehl-i bid’a oluyorlar, fâsık oluyorlar; zındıkaya girmiyorlar."
"Hem ferdin ahkâmda istinbatı ve içtihadında -hevesi karışmamak şartıyla- o kendi nefsi için amel edebilir, fakat başkalarına hüccet tutamaz. Tâ bir nevi icmâ’ o hükmü tasdik etsin."
"Dâhildeki hareket, müsbet bir şekilde mânevî tahribata karşı mânevî, ihlâs sırrıyla hareket etmektir. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkadır."
"Muhakkikin şe’ni, gavvas olmak, zamanın tesiratından tecerrüt etmek, mazinin a’makına girmek, mantığın terazisiyle tartmak, her şeyin menbaını bulmaktır."
"Müçtehit olan başka müçtehidin taklidine mükellef değildir."